Sloganımızın gülü, starı... En
şahanesinden, en en mükemmelinden Resimli Rehberi'ni
hazırladığımız Angelina Jolie'den
ne eksiğimiz var; Haiti'den çocuk edinelim ki, onlara da sahte
süt içirelim! Hem yerli malı defoludur, yabancı alırsan markadır,
havalı olur... Memleketimizde herkes namusludur, namussuzumuz hiç
bulunmamaktadır, fakat artık bütün evlatları doğal süt içmiştir
diyemeyeceğiz, çünkü artık memleketin sütleri bile sahtedir,
çakmadır... Nasıl ki çakma Paris Hilton'u boldur, bu da öyle... Fakat
çakma Hilton kendine, çakma süt herkese...
Biz hep sonuca bakarız ama
Kelebek Etkisi'ni ve oraya nasıl geldiğimizi pek göremeyiz... Bir süt
bozulur sonra bir sürü şey...

At
eti, eşşek eti bile doğaldır,
hatta fıstıklı baklava diye bezelye ezmesinin şekerle karıştırılıp
yedirilmesi bile makul karşılanabilir artık, neyse ki henüz yeşil sulu
boya ile şeker daha akıl edilmedi diye sevinilebilir, yılların geleneği
tuğla tozuyla imal kırmızı biber bile önemsenmeyebilir.
Yakında
et aromalı biftek, antrikot, bonfile de çıkar afiyetle yeriz, değil mi
ki doğal süt diye; değil mi ki aman sokakta sütçüden almayın,
paketlisini sağlıklısını alın diye yıllardır sahte sütleri lıkır lıkır
içmekteyiz, peynirde, çukulatada yemekteyiz...
Eskiden sokaktan
yoğurtçu geçerdi, kaymaklısından, sütçü geçerdi, ondan almanın bir
sıcaklığı vardı, hah tamam biraz şehir suyu da katardı ama doğaldı!
Kaynatırdın olurdu...
Var mı, ben burusilla mı her ne ise o miktoptan istiyorum belki!
Kaldı ki, ondan yapılan sütlaçın tadını bulabiliyor musunuz ya da öyle
bir yoğurt yiyebiliyor musunuz?
İşte o tadı kaybettiğimiz gibi pek çok şeyi de kaybettik.
Malum,
Memlekette et fiyatının tavan yapmasının sebebi, süt fiyatlarını
üreticinin emeğinin karşılığını alamayacak hale gelmesisi ineklerin
sütü para etmiyor etinden diye kesime gönderilmesi... Süt fiyatları
neden düştü?
Bir peynir markası sahibinin televizyonda bangır
bangır söylediğine göre sütün yerini sahte sütler, aromalar, tozlar
aldığı için... Süt ve sütlü diye bunları bize tükettirdikleri için...
Sadece onları satanlar değil ki bunun sorumlusu, o ürünleri öve öve
bitiremeyenler, tavsiye edenler...
Sonra ürünü size tavsiye ettiklerinde heyecanla beklersiniz...
Süt demişken, günlerdir hayretle baktığım bir olay var; Haiti'den
gelecek kimsesiz zavallı yavrucakları evlat edinme kuyruğu...
Şimdi,
tabii ki büyük bir felaketti Haiti'de yaşanan ve bence ilk avazda
Kızılay yardımda geç kalmıştır, inceleme heyeti göndermeleri mantıklı
gelebilir, yardım doğru yere gitsin diye ama bence refleksleri zayıf
kaldı ve umalım ki yarın öbür gün Marmara'da beklenen deprem olduğunda
diğer ülkelerin yardım kuruluşları da önce inceleme heyeti gönderip
durum nedir diye bakmaya kalkışmasın...
Haiti duyarlılığı diye bir şey var biliyorsunuz.
Çocuklar
kaçırılıyor mesela. Yani zavallı deprem mağduru çocuğun yanına gel sana
şeker çukulata vereyim diye gidenin niyeti belli değil. Haiti'de ne
kadar çocuğun bebeğin kaçırıldığı, çeteler veya aileleri tarafından
satıldığı, organ ve fuhuş mafyasının eline düştüğü ne yazık ki tespit
edilemiyor.
Golden Globe Ödül Töreni'nde sunucu Ricky Gervais'in
süper esprisi vardı. Hollywood yıldızlarıyla insanlar kendini özdeştiri
ya da onların beyaz perdedeki karakterlerini, kahramanlarını gerçekmiş
gibi algılar ya, böyle bir halüsinasyon vardır ya işte ''Angelina
Jolie'yi gören küçük Asyalı çocuklar Anneleri olduğunu sanabilirler''
diye süper ince bir dokundurma yapmıştı.
Çocuklar Angelina Jolie'yi anneleri sanabilir de, kendini Angelina
Jolie sananlar da çoktur çakma Paris Hilton'lar gibi.
Olay
dünyada bir fenomene dönüştü. Kaldı ki, bence bu yabancı çocuk edinme
olayı tartışmalı bir mevzuu. İşin içinde hep bir gösteriş merakı
aramışımdır.
Haiti'den bir parça çocuk da memleketimize
getiriliyor, tabii ki devlet kontrolünde. Bakım evlerine yerleştirilip
evlatlık verilecekleri duyulur duyulmaz kuyruk oluşmuş...
Bunu güzel ve örnek bir davranış olarak görebilirsiniz.
İyi de yerli malı çocuklarımız ne olacak?
Kaçırılanı,
akibeti belli olmayanı, kaldığı yurtta hayat burnundan geleni,
kandırılıp kötü yola düşeni boldur. Evlat edinilip kötü muammele gören,
hizmetçi diye kullanılanı da çoktur.
Üstelik, evlat edinme prosedürleri de zor, mesela Koruyucu Aile diye
bir kavram var ama pek işlemiyor. İşletilemiyor.
Destek
için verilen para azmış okuduğum kadarıyla orta gelirli aileler
bütçeleri dar olduğu için üstlenemiyorlarmış. Çocukların asıl aileleri
ile ilgili sorunlar yaşanıyormuş. Koruyucu Aile, çocuğu evlat
edinemiyor, yasanın değişmesi gerek, iğreti bir durum var.
Bürokrasisi çok ve âtıl bir sistem.
Diğer yandan Haiti'den ithal çocuklara her türlü kolaylık, evlat
edinilme de öncelik, Haiti malı çocuk edinmek için kuyruk...
Memlekette
güzel şeyler de var o kadar da değil diyorsunuz belki. Tabii ki çeşitli
dernekler var, Çağdaş Yaşamı Destekleme gibi neyse ki var; Darüşşafaka
var fakat..
Bu Koruyucu Aile sistemi işletilebilse, rağbet görse nur yağsa...
Yardım tabii ki güzel, okutmak ama aile sıcaklığı da başka bir şey.
Bunu verenler verebilenler ve bir sürü şeye göğüs gererek verebilenler
de var...
Mesela, Pedegog Meltem Erdemli...
Neredeyse tek başına bu işle uğraşıyor; açtığı bir site var.
Koruyucuaile.com mutlaka inceleyin, gerçekten konu ve sorunlar hakkında
herşey var, deneyimlerini de paylaşıyor.
Haiti
yerine biraz yerli mallarına ve onların sorunlarına bakmak, yasal
sorunları halletmek gerekiyor. Biz önce kendi sökümüzü dikelim, sonra
başkasının elbisesini teğelleyelim.
Önce sütümüzü koruyalım...
Kelebek Etkisi öyle bir şeydir ki, önemsemediğiniz küçük bir olay
zincirleme pek çok şeyi tetikler ve sonuçta öyle bir şey olur ki, siz
onun nereden geldiğini anlayamazsınız. Önce sütler bozulur...
|