Basketbol Coach'luğu zor
iştir; futbol, voleybol ya da bizde son dönemde elini sallasan
çarpacağın uyduruktan kaydırıktan, kendinden menkul Yaşam Coachluğu
safsatası ile karıştırmayınız. Coach'tan öteye iyi Coach ve onun
üzerinde Usta olabilmek sanıldığından çok daha zor bir iştir. Pekçok
hasletle birlikte, konsantrasyon, sabır, iyi eğitim, iyi işlenmiş zekâ
ve simyacı düzeyinde bilgi beceri gerektirir... Hele kadronuzda Premier
Danseur Noble varsa...
Coach'luğun kendi içindeki en büyük düşmanların başında Coaching
Hastalığı gelir... Bir nevii, Dr. Henry Jekyll ile Mr. Edward
Hyde
durumudur bu. Simya-kimya ''Biraz ondan biraz bundan aman hocam patlar
matlar'' derken
bazı
durumlarda Frankeştayn da ortaya çıkabilir.
Coachluk
Hastalığı, egolara Yükseklik Sarhoşluğu yaşatır, havaların çok şizoid
olduğu Himalaya zirvesine
bayrak diktirir, paronoid çöllerde serap gördürür...
Zayıf bedenler ve zihinler bu illete bir kere ''Ben oldum'' diye
yakalandıktan sonra tedavisi zordur, hatta imkânsızdır. Hele de mevkii
ile beslendi mi artık ilaç kâr, doktor fayda etmez.
Biliyorum, Coach dostlarım arasından kızacaklar, ''Sen olamadın da
kıskanıyorsun'' diyecek aklı evveller de çıkacaktır. Beni tanıyanlar
bilir, benim sabrım ve konsantrasyonum müsait değildi, benden pratik
mânâda Coach olmazdı, Galatasaray altyapısında eğitimini aldığım ilk
dönemde bunu idrâk etmiş idim, belli bir yaştan sonra ise zaten
olanaksızdır.
Zaten, konumuz ben ve benim melekelerim değilse de benim bakışım
konumuzu şekillendiriyor, itirazınız olacaksa bana değil, bakışımadır
yoksa Ertan Hatipoğlu ve mailleri
benzeri bir durum yaşarız, benden baştan uyarması...
Beşiktaş'ın Asvel
maçını seyretmek için büyük bir hevesle tam techizat
ekran başına yerleştim.
Tıpkı, Edirne'ye
Olin maçına Allen Iverson gelecek diye büyük heyecan
yaşayan vatandaşlar gibi...
Maksadım,
Beşiktaş'ı seyretmek değil, Allen Iverson'ı seyretmek!
Nasıl ki, NBATV
tarihinde ilk kez bir Türkiye Ligi maçını yayınladı,
nasıl ki nba.com tarihinde ilk kez bir
Türk maçını Turkish Delight diye manşet yaptıysa
Allen Iverson yüzü suyu hürmetine aynen öyle...
Kimse, kusura
bakmasın Bolşoy Balesi gelip Nataliya
Romanovna
sahneye
çıkacaksa Prima Ballerina'yı veya Kirov Balesi ile Rudolf Nureyev
gösteri yapacaksa Premier Danseur Noble'ı seyretmeye gidersiniz yoksa
Corps de ballet için kimse kapıları kırmaz salona girmek için...
Gösteri bittiğinde alkışların çoğu sundukları spektaküler performansla Prima
Ballerina'ya Premier Danseur Noble'a gider, pek azı
yönetmene, kostümcüye, koreografa gider. Hele ki eser klasik
ise. Dışarı çıkanlar başdançıyı konuşur, anca çok sanatın içindekiler
yönetmeni mevzuu edebilir.
Tabii ki tarihe geçmiş koreograflar, yönetmenler vardır ama bu
seyrettiğinizin ne olduğuna da bakar, eğer modern-sanat gösterisi veya
Cirque du Soleil ise ayrı...
Neyse olayı dağıtmayalım, ne demek istediğim anlaşılmıştır.
Eğer, Asvel maçında son periyotta gümbür gümbür maç giderken Allen
Iverson'ı kenarda tutuyorsan bu Coachluk değildir.
''Ben, Iverson'ı oturtur, canım isterse sokar, onu kenarda oturtarak da
kazanırım'' demek te Coachluk değildir.
Allen Iverson'ı oynatamıyorsan o da Coachluk değildir.
İsim
zikretmiyorum... Çünkü ''anonim bir kişilik''e bütün ''Coaching
Hastaları''na ve ''Pini Gershon Takliti'' sendromundan muzdarip
olanlara ''Pini Pini''lere hitap ediyorum.
Diyeceksiniz ki, Iverson'ı kim oynatabilmiş, kariyeri boyunca şişkin
egosuyla sorun yaşamadığı bir Coach var mı? Larry Brown'dan başla liste
uzar gider... NBA'de artık kimse istememiş, Avrupa'da hiçbir takım
peşine düşmemiş...
Beyler, orası NBA... Burası evinizin ligi!
Barcelona, Real Madrid istemeyebilir, sen kapısına gidip yatmışsın
büyük iş yapıp iknâ etmişsin getirmişsin...
Beşiktaş'ın yaptığı hakikaten takdirlerin ötesinde hayallerin üzerinde
Space Jam gibi bir iş.
Üstelik, verdiğiniz 2 milyon dolar, NBA koşullarında milyon dolarlar
kazanmış bir adam için su parasından öteye bir şey de değil. Adam da
NBA'deki şişkin egolu Allen Iverson değil, pamuk helva gibi, bir takım
şeyleri idrâk etmiş, bakışı değişmiş nereden mi belli, eğer NBA'deki
''The Answer'' olsa Lyon'da her ne koşul altında olursa olsun metro ile
maça götüremezdiniz.
Silah zoruyla bile yapamazdınız, etrafındaki özel koruma duvarından
yanına yaklaşamazdınız.
Şimdi, biz onu götürmek için neler çektik teranesine gerek yok.
Çünkü, bir biçimde ikna etseniz bile metroda insanlarla yakın temasa
geçiremezdiniz.
Metrodaki Iverson ile NBA'deki Iverson arasında Dünya ile Titan
arasındaki kadar büyük fark vardır.
Peki, ne yapacaksınız, ben olsam, Coaching Mocink filan zihnimi ve
ruhumu arındırırım, önümü ilikler yanına gider, saygılarımı sunar,
hürmette kusur etmez ''Sayın Iverson nasıl oynayalım, siz
nasıl takdir eder, ne tür taktik istersiniz, sizi nasıl oynatabilirim''
derim.
Bu sizi alçaltmaz, bu sizi yüceltir.
Takım kimyası mı bozulur? Kimyayı bozacağı gönderir onun yanında iyi
rol kesecek kim varsa onu getiririm.
Siz, Phil Jackson'ın iki elinin parmaklarını nasıl Şampiyonluk
Yüzükleri ile doldurup artanını boynuna asacak hâle geldiğini
sanıyorsunuz yahut da neden Miami Heat'te Pat Riley'in gelmesi
gerektiğini düşünüyor insanlar. Yahut Doc Rivers neden takdir ediliyor.
Taktik
board'una herkes 3-5 taktik çizer...
Sanal
âlem de artık çok geniş zor değil bulmak, hazırları, kalıpları, video
ile slow-motion tekrar tekrar gösterilenleri de mevcut idrak etmekte
zorlananlar için...
Taktikleriniz sadece sahadaki oyunu idare etmek için değil o oyunu
oynayacakları da idare etmek için olmak zorundadır. Hele ki kadronuzda
mega-star varsa... Sadece taktiği değil takımı da kurmak büyük iştir,
rolleri dağıtmak, replikleri kullandırmak, sololarını ayarlamak, bazen
sahneye kendinden bir şeyler katabilmesinin dozunu ayarlamak...
Zen Master olabilmek için sadece Basketbol Master'ı yetmez...
Psikoloji, Sosyoloji, Kimya, Fizik, Astroloji, NASA'nın uzayda yaşam
hakkında açıklama yapacağı Astrobiyoloji, Hukuk,
Tıbbiye, Metafizik hepsinde ihtisas sahibi olmalısınız.
Tarihe geçebilirsiniz...
Allen Iverson'ı oynatmayı başaran ve onunla ilk profesyonel
şampiyonluğunu yaşayan Coach olarak da geçebilirsiniz...
Iverson'ı ''Beni nasıl oynatacağını anlayamadı, seyircinin istediğini
veremiyorum, buyrun paranız ben gidiyorum'' diye kaçırtan Coach olarak
da geçebilirsiniz...
Yahut da...
Iverson'ın profesyonel kariyerindeki ilk şampiyonluğu tribünden veya
evinizdeki televizyondan da seyredebilirsiniz...
Tabii arada kafanızı duvarlara da vurabilirsiniz...
|