İnsan yabancı bir yatakta bile
bazen rahat edemez, yeni bir eve, mahalleye, kente alışması zor olur,
hatta bazen hiç mümkün olmaz. Hele ki, ardında bıraktığın yerde hiç
ardında bırakamayacağın hatıraların varsa... Eğer orası senin kişisel
tarihini şekillendirdiyse zaten bir yanın hep orada kalır; bedeniniz
taşınır ruhunuz... Öyle ''Ey ruh geldiysen üçlü çek'' demekle olmaz...
Ömer
Seyfettin'in ''Diyet''ini hatırlar mısınız, ilkokuldayken biz
okutulurdu, şimdilerde okutuluyor mu bilmiyorum... Neyse...
Ali
Sami Yen'e vedâya gitmedim çünkü ben vedâ etmedim oraya... Kaldı ki,
kurucumuz Ali Sami Yen'in adını terketmemiz de sözkonusu olamaz. Yeni
stadyumun ilk gününe istekten değil meraktan gittim.
Açıkcası, hani tamamen gurbetçilerin doldurduğu hazırlık maçları vardır
ya, sanki Ajax ile Amsterdam Arena'daymışız da bizim taraftarlar
içeriyi doldurmuş gibi geldi. Hayır, stadyum o kadar muhteşemdi ki
kendimi Hollanda'da sandım değil. Yabancı, soğuk... Yapay...
Bana ait olmayan bir yer.
Tribünleri
Eski Açık, Yeni Açık, Numaralı, Kapalı diye vehmederek olmuyor.

Teknolojik
mi? Akustik mi?
Reklam gösterilen iki ekran var tepede ikisinin sesi birbirine giriyor
kafa şişiriyor. Kenan Doğulu konserinde de ses devasa hoparlörler
arasında
tenis topu gibiydi. Zaten fazla dayanamadım attım kendimi arka
salona... Kaldı ki, akustik seslerin birbirine girmesi gürültü çıkması
değildir; Wembley Sesi diye bir şey vardır, yeni Wembley yapılırken
eskisinin nasıl muhafaza edildiğinin, cam panellerin bile nasıl
yerleştirildiğinin belgeseli var tavsiye ederim.
Tepede tül perdelere görüntü yansıttıklarında hepsi birbirine
karışıyor, arkadaki yandaki yansıyor, size bakan perdede karma karışık
bir görüntü, tam seviyesinde net olabilir ama alt tarafından yukarıya
doğru bakınca karmaşa... Örneklerini daha önce gördük onlar da böyle
değildi.
Görüş?
Alt tribünlerin ilk 5-6 sırasındaysanız göreceğiniz teller olacak...
Pleksiglas düşünülememiş mi? O telleri aşmak zor değil ama görüntüyü
bozuyorlar. Hele santra civarı değil de kornerlere yakınsanız, karşı
yarısahayı seçmek için dürbün gerek. Bu arada gözlerim iyidir.
Alt katın üst tarafından bakınca da Olimpiyat Stadyumu'nun görüş
düzeyinden pek farklı değil, karşı çizgide olanlar hayal gibi... Korner
direklerinin arka çaprazı var ki teleskopla karşı yarısaha anca... Üst
tribünlere çıkmadım.
Bu takımla, bu oyunla her maça dolması zor. Yarı Yarıya dolsa bile
buradaki 25-27 bin kişinin sesi Ali Sami Yen'deki 15 bininki gibi
etkili olmaz, rakip üzerinde baskı kurmaz, hele ki Cehennemî atmosfer
asla.
* Ali
Kırca'nın Ali Sami Yen'e veda şiiri (Video)
* TOKİ Başkanı Aslantepe
konuşması (Video)
Diyeceksiniz
ki bu gösteri maçıydı, gelenlerin çoğu davetliydi fanatik taraftar
kitlesi yoktu. Fakat kale arkaları UltrAslan'dı ve 18 bini de
kombineliydi, iki kale arkası yırtına yırtına bağırdığında bile
olmadı...
Burada 50 binle bile o unutulmaz 2-0'lık PSV maçında Gerets ile
arkadaşlarını
dehşete düşüren, ısınmalarda korkuyla ortasahaya toplanıp biz nereye
geldik diye baktıran klostrofobi yaratan tribünler zor...
Ali Sami Yen'de Sarı-Kırmızı-Şampiyon-Cim Bom diye dönmeye başladığında
tokat gibi patlar, baş döndürürdü.
Burada sustum dinledim, tribünler birbirini zor duyuyor. Nerede o,
kulaklarda gümbür gümbür patlayan ses...
Diyeceksiniz ki, bu saatten sonra yapacak bir şey var mı?
''4 yıl üstüste şampiyon oldun, Avrupa'nın kralı oldun, gerçekleri
tarih yazar, tarihi de Galatasaray'' diye bağırıyoruz ama o başarılar
nasıl geldi unutuyoruz...
Kurta sormuşlar ensen neden kalın diye, çünkü kendi işimi kendim
yapıyorum demiş...
Keşke, saygıdeğer başkanımız Faruk Süren'in Ali Sami Yen projesi hebâ
edilmemiş olsaydı, Dolmabahçe gibi, Şükrü Saracoglu gibi biz
de
yerimizde yurdumuzda kalsaydık, 52 bin ''müşteri'' peşine düşüleceğine
32
bin ''taraftar''lık stadyum olsaydı. Müşteri bulamayan AVM zamanla
kapanır
ya da bir zamanların Galeria'sının gibi olur ama bu stadyum...
Evet, Galatasaray isimlerle kaim değildir ama Galatasaray'ı da isimler
kaim ve âbâd ya da heder eder...
16 Ocak
2011 Olmayan 16 Ocak 2011
|