Afakanlar basa basa!
Bookmark and Share
Tunç Özgörener'in köşesi Tunç Özgörener'in yazısı Tunç Özgörener'in yorumuKazanırken, hele de bu kadar güzel oynarken bu kadar çile ve acı çekmek... Hakikaten arabesk! Galatasaray, Olympiakos'u evire çevire yenecekken uzatmalarda neredeyse knock-out olacaktı. Sezonun en iyi performanslarından biriydi sergilenen ama, 1 tane atıp ondan sonra kaçırma rekoru denemesine dönüştü. Eğer, uzatmalardaki o kafa girse sanırım Ali Sami Yen de sinir krizine girerdi...

Aslan'ın UEFA maçı ve ardından menümüzde Şarabi PS mevcut...

Bir boks maçı düşünün 12 round boyunca biri diğerini dövüyor, dövüyor, ha indirdi ha indirecek derken son dakikada iki kontra yumrukla yere seriliyor... Neredeyse Aslan'ın hali de böyle olacaktı.

Bütün maç boyunca bindirme üstüne bindirme yapıp Yunan takımını hallaç pamuğu gibi attılar ama son kertede ya kaleci kurtardı, ya direk... Tabii son kerteye gelmeden basit hatalarla kaçırılan, girilemeyen pozisyonları da saymıyoruz. Kewell'ın golü olmasa 5'lik maç sıfır sıfır; adamlar uzatmalarda yakaladıklarını atıverseler facia ile bitecekti neredeyse!

Tamam, bu bir grup maçıdır, 3 puan alınmıştır, liderlik koltuğuna oturulmuştur ama insanı da sıkboğaz etmiş, içini daraltmıştır. 1 tane atıp üzerine yatmaya çalışsan anlayacağım, attık ve üstüne yattık diyeceğim. Kötü oynasan kısa gecenin kârı diyeceğim... Fakat öyle değil, bütün beceriksizlikler, basiretsizlikler aynı gecede seri biçimde...

Birara seyrederken afakanlar bastı!

Maçın başlarında, hatta neredeyse ilk yarı boyunca ''Bu kaleci Milli maçta uzaktan gelen her topu buyur etmişti, şuradan bir savurayım'' diyen kaleye doğru abandı durdu. Çerçeveyi tuttursak belki alacaktı Nikopolidis, nafile topu dağlara taşlara gönderdik...

Pas verseler kaleciyle karşı karşıya kalınacakken topu uzaya attılar. İkinci devrede daha bilinçli hareket ettiler ama bu sefer de beceriksizlikler başladı.

Yalnız, şu 55. dakikadaki pozisyonda Arda Turan'ın vuruşunda Anastasios Pantos, panter gibi uçarak ve görebildiğim kadarıyla el kol karışık çıkarttı topu... Yayıncı kuruluş, sadece 2 defa gösterdi, asıl önden görüldüğü açıdan 1 tekrar yaptı, bu pozisyon Yunanistan'daki maçta olsa Yunan televizyonu en az 10 defa gösterirdi!

Bu arada maç boyunca spiker eziyeti çekildiğini de söylemem gerek, zaten maç çileliydi, bir de buna spiker eklenince daha da sinir bozucu bir hal aldı. Neyse ki Kovacevic ve Diogo Luis Santo'nun vuruşları dışarı gitti de akıl sağlığımız bozulmadı.

Gecenin en iyileri ise Hakan Balta ile Sabri idi... Emre Âşık'ın Servet'in yanında tutulup Meira'nın ön-liberoya yerleştirilmesi Trabzon maçındaki gibi savunma hatalarını minimuma indirdi. Skippe'nin bundan vazgeçmemesi gerek.

PS: KALECİK KARASI SORUNU...

Memleketin ve dahi medyanın hali ortada; bu minvalde şarap yazmak biraz irrite edici gelebilir ama içinde memleket meselesi de var... Bulabilir misiniz bilmiyorum, çünkü sanal alemdeki arama-tarama faaliyetlerim, şirketin sitesi de ne yazık ki yetersiz ve kendilerine yakışmayacak düzeyde boş olduğu, diğer şarap sitelerinde de göremediğim için sonuçsuz kaldı.

Yine de, tadı damağımda kalan Kutman'ın Kalecik Karası'nın 1998'ini tavsiye edeceğim. 2000'de o zaman için hatırı sayılır bir fiyata aldığım son şişeyi de büyük bir keyifle içtik 10. yılında... Rengi yarı-açık, roze ile bordo arasında, tadı kadife gibiydi, müthiş bir lezzet.

Kalecik Karası, biraz karışık bir mevzu; piyasada bir sürü ''Kalecik Karası'' mevcut ama bunların çoğu gerçek değil ne yazık ki... Denizli'de, Trakya'da, Nevşehir'deki bağlardaki üzümlerden üretilenler ''orijinal'' değil. Bazılarının gerçekte Çal Karası olduğu dedikoduları da var. Aslında, benzer bir durum Öküzgözü ve Boğazkere için de geçerli.

Üzümün kökü 40 asırlık ama 1960'larda yurtdışından getirilip Kalecik'e devlet eliyle zorla ekilen yabancı üzümlerden bulaşan Flok Sera hastalığı yüzünden bağlar harap olmuş ve Kalecik Karası da kaybolma noktasına gelmiş. 1990'larda bir grup akademisyen ve yabancı şarap uzmanlarının çabalarıyla hastalığın bulaşmadığı iki köyde bulunan asma kütükleri sayesinde tekrar hayata döndürülmüş.

Toskana, Bordeaux gibi bir şarap bölgesi-vadisi olan Kalecik, son yıllarda tekrar yıllandırmaya çok müsait olan efsane üzümünü vermeye başlamış(tı). Fakat fidanları alıp başka bölgelere diken üreticiler de oldu. Piyasadakilerin çoğu da bu başka topraklara ekilenlerin şarapları. Şarap sitelerine de baktığınızda bunu görebilirsiniz. Château Kalecik ve Kavaklıdere'nin Prestige Kalecik Karası dışındakiler farklı yerlerden... Dahası Kalecik'te bu yıl üzümlerin çoğu asmalarında kalmış vaziyette fiyat düşürmek isteyenler yüzünden...

Oysa, en baştan İtalyan ve Fransız uzmanlar, yaptıkları tadımlarla diğer yörelerde üretilen ''Kalecik''lerin orijinali ile kıyaslanamayacağını, iyi olmadıklarını, hatta bu nadide üzümün şöhretini zedeleyici seviyede olduklarını beyan etmişler.

Memleket meselesi de bu...

Fransa'da Bordeaux dışında üretilmiş bir şaraba bu etiketi vuramazsınız, hatta bağların ve şatoların kalite seviyesi vardır. Hakeza Toskana için de bu geçerlidir. Oradan aldığınız fidanla başka bir yörede oraya aitmiş gibi üretim yapamazsınız. Yani Kalecik Karası gibi kendi yöresine has bir üzümü alıp başka yerde dikerseniz kara bir üzüm olur ama Kalecik'inki olmaz. İtalya, Fransa'daki bir sistem olsa zaten bu şarabı ''Kalecik Karası'' diye satmanıza da izin vermezler.

Kalecik dünyanın en eski şarap vadilerinden biri ve kendi içinde de farklılıklar gösterebiliyor, dolayısıyla orada bile bir tasnif gerekebilir Bordeaux gibi...

Şarap, ''Köpek öldüren'' seviyesinin ''Yemeklik'', ''Sofra Şarabı'' sınırının üstüne çıktığınızda hiç kuşkusuz bir zevk meselesi ve bir lokantaya gittiğiniz zaman açtırdığınızda bayağı bir pahalıya malolabiliyor. Markette 5 liraya aldığınızı masaya 50 liraya getiriyorlar. Dün gece evimizin romantik ortamında tadına varavara içtiğimiz Kutman Kalecik Karası 1998'i sipariş verseydik faturası ağır olurdu...

Büyük market zincirlerinin dışındaki yerlerden almaya kalkıştığınızda da normalin üstünde bir fiyat ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu arada çoğu yerli şarabın fiyatının, kalite oranının üstünde olduğunu da söylemek durumundayım.

Üstüne üstlük çoğu yerde şarapların raflara dik koyularak satılması da ayrı bir sorun...

Bunların yazılmıyor olması bir yana, gerçekte birer advertorial olan yazılarla şarapseverlerin sevgilerinin sömürülmesi de bir memleket ve medya sorunu...



Tunç Özgörener'e ulaşmak için
 En Son Yazısı
Dany'yi tanıdım da...
Bu mor fil yavrusu kim?
Queen LeBron NotKing James!
LeBron James Kral mı Palyaço mu?
Şenol Güneş'ten özür diliyorum
Aldatıldım
1 Mayıs...
Mahallelinin vazife çıkartma günü
Raffi Portakal ile antini kuntinler
Crucible Poker Face Steve Davis,
Volkan Konak'lar olsun
Neremiz düz ki?
Timsahlar neden düzdür?
CERN komplosu
Roma'yı da biz yaktık!
Bogdan İşler
Galatasaray'a Başkan'san
Galatasaray'dan Hınç'Almacı Yazarlık
GDO'lu Atatürk'ler... Sevr'edeceklerdi...
Türkler kaç Sioux kaç İnuk öldürmüştür evladım?
Hepimiz... Angelina Jolie'yiz!..
Portakal ile memleketi kurtarmak
Mukayeseli sanat tarihi dersi:
Semiha Berksoy-Leyla Gediz
14 yaşındaki kızın söylememesi
gereken şarkı
En ucuz ve en aptal
cep telefonu sapığıyım
Nerede öldürülmüştü?
Monşerlerin çıkartması gereken ders
Şenol Güneş istifa!
Fotoğraf bir sanat mıdır
2012, aslında 2012 değil... VII. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... VI. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... V. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... IV. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... III. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... II. Bölüm
2012, aslında 2012 değil... 1. Bölüm
Sarımsaksporluluktan Nasibini Almamışlar
Kankırmızı kapkara bir günün hâtıratı
BaşPagan Hermann Nitsch ile Fugu
10 Para etmezsiniz!
Daum ile Doping
Derbiye dair korkularım
Kim dedirtmişti? Yendik mi lan!
Tecavüz edip takdir edilmek istiyorum!
Kokusuz Noa Noa;
ezik domates, kırık yumurta tablosu
Kırmızı giyen kadınların
propagandist Bienali
Kanlı para ve yıkılan anıt
Eski Zamân Şiirleri(m)
Tâlih ile Kör Sâlih ve Memleketin hâli
Sahibinden satılık Yiğidim Aslanım
Bir taktirnâme hediyesi olarak
Hirst bisikleti
Eyfel'den aşağıya para saçmak...
Bu ülkenin en iyi vatandaşları sigara ve içki içenleridir...
Arkaik Gençliğimin Ölen İkonları'nın Kitabı
Efes Pilsen Neden şampiyon değil?
Çinli Kız Zenci Çocuğu görünce...
Taraftarlara kurs
Yenisi gelene dek eskisi unutulacak bir cinai kurbân...
Şişman Kadın, şimdilik gelemiyor şov devam etsin...
Lafeden taş olur!
Adab-ı muaşeretten nasiplenmemiş Fransızlar...
Dita von Teese'e yapılan suikastı tel'in ediyorum!
''Ailecek Okunabilecek Kitaplar'' Kılavuzu
Ne olacak bu Memleketin pardon Galatasaray'ın hâli?!
Anlat evladım, şair bu şiirinde ne anlatmak istemiş!
Elif Uraz Panorama Pasaj, Şükran Moral, masaj, olmayan Brecht...
1 gönülde 2 karpuz
Getirdiler o kupayı!
İntihâra meyilliyim!
Bırakın çocukların top peşindeki hayallerini!
Ne mutlu Türküm diyene!.. Diyemezsin...
VPP; Very Party People...
Ben, takımda salakla avanakları istiyorum!
Flaş! Flaş! Onun Bunun Günlüğü...
Haydi topluca Lincoln'ü kaşıyalım...
Boşuna konserler serisi
demokratik soğanlar, altın laleleri...
Timsah Ezmesi
Çamur güreşi... Playboy ve Bask...
Ateşli geceden kalanlar
Bir ölümün Marka Değeri ya da Ruh Obezitesi
Teyzem bu maçı seyretmiş midir?
Pamuk, silah parasını iade eder mi
Ruhumu yıkamak istiyorum...
Bilimin kıçına şaplak
Azmettirici Dereli, uşak Skippe Bey...
Lovegrove Fantezileri
Hatamla Sev Beni (1.12.2008)
Aynı Nakarat (28.11)
İnsan Neyle Yaşar? (27.11)
Yüreği olan ilk taşı atsın! (17.11)
Kanarya, Aslan'a iade etti (17.11)
Neden? Mustafa! (5.11)
Daralkız Elina'nın... (3.11)
Silah Zoruyla (30.10)
Eurosport'un süper ikilisi (27.10)
Afakanlar basa basa (24.10)
O bir dakika keşke (21.10)
Made by Ersun (20.10)
Gel de Hakan Şükür'ü (16.10)
PEK Contemporary (16.10)
Yaylalar! Yaylalar! (12.10)
Aslan, ultimatomu verdi (12.10)
Ertelenmiş bir mağlubiyet (06.10)
Çarpık internetleşme (30.09)
Acınız Acımızdır... (28.09) 
Manah Manah (22.09)
Kurbanlık Koyun (22.09)
Bekle Bizi Saraçoğlu (19.09)
Aslan, Ragbi, Patton (14.09)
Yalçın Doğan Yanlış Biliyor (12.9)
Çirkefe Bulaşmadık (11.09)
Erivan'ın Neyi Meşhurdur (08.09)
Sıfırıncı Gün Canlı Yayını (01.09)
Çifte Standart (27.08)
Dikkat! Tehlikeli Madde (23.08)
Füzyon Aslan (18.08)
Sevimli Siyah Tavşan'ım (16.08)
Önümüzdeki maça (14.8)
Hu Ha 12 Leyoner Adam (11.08)
Seks Hayatı Olmayan Tavuk (9.8)
Yapay Venedik'te başımıza (7.08)
Hormonlu futbolun... (4.08)
Mazoşist Değilim (1.08)
TSM Korosu (1.07)
Uğursuzlar (26.06)
Kobi'ş Kuhn, Bili Bili ic (21.06)
Tavuk Şaşkınken (16.06)
Puro içilmeyen ilk final (13.06)
Çekler 5 çekse (12.06)
Potada Yılın Gayet Subjektif (9.6)
Ve Emre ve Oray ve Orhan... (6.6)
Yalnız ve Güzel Ülkem (26.05)
Sanatsal Vaziyetler (21.05)
Sanatın Utanç Günü (17.05)
Fener'in İmparatoriçeleri (15.5)
Şampiyonluk Totemcilerin (12.5)
İlhan Amca'm Evde mi? (24.03)
Bay Boş (21.3)
Dünyanın en hızlı yarım mili (17.3)
Hacienda Çaplı (8.02)
2007'nin Top 10'u (3.01.2008)
KonuMankeni.com... Post-modern dünyamıza dair günlük İnternet dergisi... Tunç Özgörener'in multisportif gayet kültürel yazılarından, Anıl Çırpan'ın renkli dünyasına, Batya Ruso Galanti'nin İsrail'den mektuplarından şair ve yazar Metin Cengiz ile Osman Çakmakçı'ya... Basketboldan Sanata... Air Jordan'dan Hou Hanru'ya... Angelina Jolie'den Harry Potter'a... Futboldan Formula'ya, Lingerie Football'dan Fransa Bisiklet Turu'na... Dünya medyasından orijinal haberler, 3. sayfa güzeli Kültür ve sanat olayları, Kültür ve Sanat haberleri, vizyondaki filmler, tiyatrolar, sergiler, konserler Tarihe dair popüler ve antik bilgiler, belgeler, haberler, Alman Subayı Karl Von Kübel'in köşesi Yabancı ve Yerli Magazin haberleri, dedikodular, Anıl Çırpan'ın köşesi burada Teknoloji ve bilim dünyası İnternet derginiz Konu Mankeni'ni kullanma kılavuzu ve bize ulaşma yöntemleri üzerine açıklayıcı, bilgilendirici ve dahi aydınlatıcı vs vs vs bir bölüm