Ne
büyük bir tenakuz temerküz değil mi?! Sözde soykırım tasarısını
engellesin diye silah tüccarlarından medet ummak, o silah tüccarlarının
da bunu durduracak kudrete sahip olmaları, Kongre'dekilerin de o
tüccarların ''Aloooo'' demesiyle parmak kaldırıyor olması...
Kaliforniya'da,
New York'ta beyni yıkanan çocuklar, muhtemelen Kont Drakula'nın Türk
olduğu ve Ermenilerin kanını emdiğini ya da Nazilerin atasının Türk
olduğunu sanıyor olabilir... Peki, buna karşılık biz ne
yapıyoruz?
Suçlunun güçlü olduğu kadar neden
biz de güçlü değiliz; yavuz hırsız kadar neden baskın
olamıyoruz...
Şu
4 Mart tartışmaları sırasında aklı evvel liberal bir arkadaşım, mal
bulmuş Magribin gibi Vancouver'ı örnek gösterdi, hâlâ
gülüyorum... Kanada'daki
Kış Olimpiyatı, yerlilerle açıldı, yerlilerle kapandı malumâliniz... 4
Kurucu Ulus aşağı Alp Displini, 4 Kurucu Ulus yukarı Kuzey Disiplini
durumu vardı; Comédie-Française... Vodvil... Shakespeare'den The Comedy
of Errors...
Kristof Kolomb, Yeni Kıta'ya adım attığından
Avrupa'nın ipsiz sapsız, suçlu alt tabakası ABD ve Kanada'yı kurana
dek Rio'dan Alaska'ya ne kadar uygarlık varsa kanını döküp vampirler
gibi tecavüz etmiş, soyunu kurutmuş; din misyonerleri de ne kadar
tapınağı varsa yakıp yıkmış... Şimdi, 4 Kurucu Ulus!
Hele
kapanış töreni harikaydı, kafalarında yolunmuş tüyleriyle tavus kuşları
gibi o kabile temsilcileri teker teker anonsla içeri giriyor, İngiliz
Genel Valisi saygıyla eğiliyor...
Hani tecavüze uğrayanın tecavüzcüsüyle evlendirilmesi var ya...
Bizim
liberal arkadaş için dünyadan haberi yok demek, laf-ı güzaf olur, daha
kötüsü dünyayı işine geldiği gibi yorumlama ve daha da kötüsü işine
geldiği gibi lanse etme eğilimi vardır ki, zaten liberallikte bu
vardır. Bırakınız yapsınlar bırakınız etsinler, rant sağladıktan sonra
ne yaptıkları hiç önemli değildir.
Dolayısıyla, Kış
Olimpiyatı'nın açılış ve kapanışındaki şarlatanlığı sana örnek
gösterir; bak tarihle yüzleşmek gerek gibi beylik bir iki de laf eder
nalıncı keseri...
Vancouver'ın içinde bulunduğu
İngiliz Kolombiyası ile Quebec arasında kaç kilometre var
bilemiyorum şunu biliyorum; Fransız denizci Jacques Cartier 1534'te
şimdiki adı Quebec
olan yere ayak bastıktan sonra 1985'te resmi olarak o topraklarda
yerliler olduğu kabul edilip lütfen kendilerine avlanma alanı tahsis
edilmiştir ki, henüz Kanada Birleşmiş Milletler'in Yerli Halkların
Hakları Bildirisi'ni imzalamış değil.
Dahası,
açılış-kapanış 4 Kurucu Ulus'a yıllarca kan ağlatan her türlü eziyeti
yapan ve topraklarını Britanya İmparatorluğu'na satan Hudson’s
Bay
şirketi de Olimpiyatın ana sponsoruydu.
Yani şu İngiliz Kolombiyası'nı satan şirket... Hani Ağa köyle birlikte
marabaları da satar ya...
Aslında,
Kanada'da olup bitenler anlatmakla bitmez; Eskimo'ların alt kültürü
İnuklar da o Kurucu'lardan biri ve diğer kabileleri de kattığınızda
bugün sayıları 100 bini bile bulmaz, diğer kabilelerin sayısı ise
yaklaşık 50'dir bildiğim kadarıyla. Yani kabile başı 2 bin kişi bile
kalmamışlar.
Fakat, sor bizim liberal arkadaşa desin ki
Kanada, çok uluslu yaşamın, globalliğin, birbirine saygının,
tahammülün, etnik özgürlüklerinin 90-60-90 bir şaheseridir...
Fakat git Montreal'e, ''Türk'' de... Sana Nazi'lerden beter kanemici
tarihin en büyük soykırımını yapmış adamlardan bahsetsinler.
Kaliforniya demiyorum orada Nazi filan değil düpedüz hepimiz vampiriz!
Yani kendine Türk diyen, ''Ne
mutlu Türküm diyene Diyemezsin''e rağmen Türk'üm
demekten mutlu olanlar...
Kaliforniya'da,
New York'ta Ermeni propagandaları ve ajite yalanlarıyla beyni yıkanan
çocuklar, muhtemelen Kont Drakula'nın Türk olduğu ve
Ermenilerin kanını emdiğini ya da Nazilerin atalarının Türkler olduğunu
sanıyor olabilir. Hani işe biraz abartı ve
absürtlük katmaya çalışıyorum ama gerçek bu, öyle gag filan değil.
''Türkler
kaç Ermeni öldürmüştür'' diye evödevi
verilen bir çocuğun bakışı sizce nasıl şekillenir; karşısına bir Türk
çıkınca, Türk lafını duyunca, hele bir de buna 11 Eylül sonrası oluşan
İslâmifobi'yi ekleyin nasıl bir bakışı olacaktır?!
Peki, buna karşılık biz ne yapıyoruz?
Asala'nın
katlettiği diplomatlarımızı biz yeteri kadar hatırlayıp anıp anılarını
yüceltiyor muyuz? Bırakınız bunları unuttuk bile.
Her
4 Mart geldiğinde aman lütfen diye ricacı oluyor, silah ticaretini
kaybetmemek için Kongre'deki adamlarına rüşvet veren, mektup yazan
silah tüccarı şirketlerin yardımını istiyoruz.
Ne büyük bir tenakuz değil mi?!
Sözde
soykırım tasarısını engellesin diye silah tüccarlarından medet ummak, o
silah tüccarlarının da bunu durduracak kudrete sahip olmaları,
Kongre'dekilerin de o tüccarların ''Aloooo'' demesiyle parmak
kaldırıyor olması...
Bir de Yahudi'ler var...
O daha da büyük bir tenakuz...
Bugüne dek temerküz kamplarının mimarı Naziler ile aynı kategoriye
dahil edilmediysek onların sayesindeydi. Neden destek versinler bu saatten
sonra... Şimdi, onlar tavana bakar ve
ıslık çalarak aldırmadan uzaklaşırlarsa suçlayabilir miyiz?
Alt-Komite görüşmesinde
hayırcılar bile, Türkler bunu yaptı
ama ekonomik çıkarlarımız var, zaten protokollerde soykırımı kendileri
kabul edecek ürkütmeyin havasındaydı.
Bu, tasarıdan bile ağırdı...
Peki, suçlunun güçlü olduğu kadar biz de güçlü değiliz; yavuz hırsız
kadar neden baskın olamıyoruz...
Mesela,
neden elalem yıllardır bizim Güneydoğu'muza teftiş heyeti gönderme
cürretini gösterirken biz, mesela Montreal'e gidip Mohawk
Kızılderilileri'nin sorunlarını yerinde inceleyip rapor
hazırlamıyoruz?!
Neden...
''Bizi
bu bölgeye beyaz yöneticiler hapsetti ve bu bölge sadece
Kızılderililere ayrılmış bir bölge. Kızılderili olmayanın burada
yaşamaya hakkı yok" Kızılderili Şefi Martin Leborgne ile basın
toplantısı düzenleyip yaşananları protesto etmiyoruz?!
Neden...
2007'de bağımsızlık ilan eden Lakota Kızılderilileri'ni tanımadık?!
Siz Oturan Boğa'nın Çılgın At'ın spagetti western karakteri veya Teksas
Tombiks kahramanı mı sanıyorsunuz?
Neden
gidip Washington ile kızılderilerin 150 yıl önce imzaladığı ama
Washington'un asla uymadığı barış antlaşmasını laveden Lakota Özgürlük
Delegasyonu'na destek vermedik.
ABD Anayasasının 6. maddesi ve Viyana Sözleşmesine uygun olmasına
rağmen bunu kaale almayı aklımıza dahi getirmedik?
Mesela Taksim Gezi Parkı'na Meçhul Sioux Anıtı dikmedik...
Nebraska, Güney ve Kuzey Dakota, Montana ve
Wyoming'e
heyetler göndermedik, ders kitaplarımızda Soluk Benizliler'in
Kızılderiler'e yaptığı katliamı anlatmadık, evödevi vermedik?
O kadar olmuşuz ki, bunları aklımıza bile getiremiyoruz...
Değil
mi ki yıllardır, milletvekili pasaportuyla Avrupa'ya gidip Türklerin
kendilerine uyguladığı mezalimi anlatanların bu gezilerini devlet
kesesinden yaptıklarını Avrupa'ya anlatmayı, göstermeyi akıl
edemediğimiz gibi...
|