Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda
iki yalancı dolmadan sonra gerçek bir Litvanya yemeği vardı menüde ve
midemize oturdu. Yeni başaşçı'nın füzyon mutfağından bulamaç
yaptı.
Bir maç kaybettik
diye savaş baltası çıkartıp iki maç kazanılınca düğün dansözlerine taş
çıkartıcak kıvraklıkla orasını burasını ve kalemini oynatmaya
başlayanlar; 3 gün sonra Bogdan Tanjevic için adıyla oyun yaparak
''Bogdan Coach'' diye yazdıkları gibi Orhun
Ene için de ''K'ene Coach''
derler... Hatta utanmaz, ''Tanjevic göreve''
diye yazar turnuva bitmeden
tekrar Bench'e oturmasını isteyebilirler...
Benim
içinse ister ''Fikr-i Sabit'' dersiniz, isterseniz ''Doğru bildiğinde
israrcı''... Dansöz denilmesinden evlâdır!
Litvanya
yenilgisi için elbette pekçok şey söylenebilir. Ben, üç şey
söyleyeceğim...
1-
Eğer karşınızda
Litvanya gibi bir rakip varsa, elinize bir, hadi bilemediniz iki fırsat
geçer vurup gitmek maçı kopartmak için. bunları kullanırsanız ne âlâ...
6 sayı
fark yapmışsınız, vurup gideceksiniz... Hopala! Ender kenara Kerem
oyuna... Bütün ivme terse dönüyor... Tam, tekrar zar zor 6 sayı
yapmışsınız vurup gideceksiniz... Hoppala! Oyunu domine eden
asistleriyle rakip savunma hattını tarumar eden Ender kenara Kerem
oyuna... Futbol Atasözü ile ''Atamayana atarlar'' yahut Tenis Atasözü
ile ''Öldüremediğin top döner seni vurur''...
Hayatta
en nefret ettiğim şey, daha önceleri de yazdığım gibi ''Coaching
Hastalığı''dır... Ender, Kerem
isimlerine takılmayın; Hıfzı olur, Seyfi olur, Cavit olur...
Sen, Seyfi ile kazanmak istiyorsun ama o gün Hıfzı işliyor, işler iyi,
yolunda gidiyor; Hıfzılamaya devam et! Hayır!.. Sen, illâ ki
Seyfileyeceksin maçı... İşte, ''Coaching Hastalığı'' emarelerinden biri
budur.
İki defa elimize maçı kazanma fırsatı geçti ikisinde de frene basılıp
ivme kaybedildi sonuçta maç da gitti.
2-
Doğru bir şey düşünmüşsün Jasikevicius'un
başına Cenk Akyol'u musallat etmişsin... Sinan Güler, herhalde
İngiltere maçından sonra sakatlandı, onu kullanmadık ama Cenk işe
yaradı; hazırlık maçlarının en iyi adamı hücumda sıfır iş yaparsa, rol
dağıtımında hücum kurgusunda bir sorun var demektir ama onu da gözardı
ediyorum.
De ki, hücumda Cenk bizi 4 kişi bırakıyor; hiç önemli değil savunmada
Jasikevicius'u kesip onları da 4 kişi bırakıyorsa 4'e 4 hücum edelim
varsın.
Jasi gibi bir adamı 40 dakika durduramazsınız, pas trafiğini biraz
kesseniz, ekstra işlerine mâni olsanız, şişkin egosunu söndürüp
sinirini bozsanız ve 3-4 fazladan top kapsanız yeter. Cenk, hücumda iş
yapmadı mı sanıyorsunuz, onun bozduğu toplardan kapıp sayıya çevirseniz
bu onun yaptığı görülmeyen istatistiktir.
Dolayısıyla 40 dakika ise 40, 17 dakika ise 17... Jasi oyuna Cenk oyuna
yap... Aynı şey Enes Kanter ile Songalia için geçerli.
Şimdi, iyi savunma mı yaptık? Mesela... Kaukenas, %100 ile oynuyorsa
iyi savunma yapmamışsın demektir... Sinan Güler hakikaten sakat mı
yoksa bir sakatlık mı var?
3-
Emir Preldzic... Bu konu daha çok su kaldırır. Hah biliyorum, garip bir
Emir Preldzic Dostları Korosu var medyada, maç anlatılırken bile Ömer
Onan, Litvanya gibi takımın savunmasını slalom yapıp deliyor
turnikeyi atıyor, el üstünde mancınığı gönderiyor kuru bir sesle
bravo... ''Platini'' Emir, basket atıyor pas veriyor oooo ortalık
inliyor harika şahane çok yaşa!
Sen,
Dünya ikincisi olurken Emir mi vardı? Aldın da, seni Dünya Şampiyonu mu
yapacak?!? Bakınız isterse 35 sayı, 15 ribaunt, 15 asist yapsın
karşıyım bu tip devşirmeye.
Takımın düzenini bozar, bozduğunu işler yolundayken yahut yalancı dolma
maçlarında görmezsin, takımın içinde kimse de homurtusunu belli etmez
ama arıza gerçek maçlarda çıkar.
Emir Preldzic'i araya kaynak yapmak için kimin, kimlerin rolünden
çalıyorsun... Başta Hidayet Türkoğlu'nun sonra Ersan İlyasova'nın...
Hido'yu Back-up etmek yahut da Londra 2012'ye gidemezsek sonraki
şampiyonada Hido emekli olursa boşluğunu doldurmak için şimdiden monte
etmeye çalışıyoruz denilebilir.
Bu iş devşime ile hem de bu Avrupa Şampiyonası'nda olmaz.
Maçın sonu insiyatif alınacak, liderlik yapılacak, son toplar
kullanılacak... 03.45 kala mola alıyorsun Hido kenara oturuyor. Sonra
son topu kullanma rolü Preldzic'e veriliyor...
Hido kötü oynayabilir tam son periyotta ritm kazanmaya başlamış, bir üçlük sokmuş müthiş bir
asist yapmış, potaya gidip faulü almış faülleri
sokmuş sen kenara çekiyorsun. Orlando Magic'te en kötü gününde bile
bunu yapmazlar, Suns'ta bile yapmadılar anca Raptors'ta oldu bunun
benzeri...
Hadi diyelim ki Hido kötü gününde sıcak adam arıyoruz yahut son topu
kullanacak eli bulmaya çalışıyoruz. O saate kadar takımın en iyisi kim
Ersan. Onun üzerine kurarsın oyunu. Topun en alev alev yandığı anda en
imkânsız şutu gönderip ağları delen kim senin takımında Ömer Onan...
Onun üzerine kurarsın, ona yaratırsın pozisyonu... Hayır! Emir'e
veriliyor rol.
Takım içi dengeleri, rolleri, hele de Hiyerarşiyi bozdunuz mu tamiri
zordur.
Sonra ''Maçın sonunu iyi oynayamadık, maç sonlarını oynamayı
öğrenmeliyiz''... Bu saate kadar öğrenemediysek, Temel fıkrası gibi
olur ''Ha bu bize ders olsun!''
Diyorum ya, kimse ben küstüm demez ama Ersan'ın gibi imâ eder:
''Son bölümde yaptığımız hatalardan dersler çıkararak önümüzdeki
maçlarda aynı hataları tekrarlamamalıyız'' der...
İkinci bir Hüseyin Beşok Vak'ası kokusu alıyorum ama göreceğiz.
Bu
yenilgi hakkında daha çok şey söylenebilir, içeride bariz üstünlük
kurabilecekken dışarıdan çok boşluk üçlük atıldı ve buna müdahale
edilmedi vs vs vs...
Bizim elimizde İsviçre Çakısı gibi pekçok eleman var ve bireysel
patlamalarla herşeyi yapabilecek bir kadroya haiziz. Dolayısıyla, bu
yenilgi bizim sonumuzu da hazırlamış olabilir, turnuvadaki geleceğimize
hiçbir etki de yapmayabilir.
3 Eylül
2011 Olmayan 3 Eylül 2011
|