Öncelikle şunu not düşeyim; yazım
sonrası Ertan Hatipoğlu'ndan hakaretâmiz 3. bir mail gelmedi, sustu
kendisi... Yine konuşursa, yine yer veririm. Neyse, şimdi sinir bozucu
konuya geçelim... Galatasaray... Karpaty maçı bir kez daha gösterdi ki,
çile dolu bir sezon daha bizi bekliyor.
Eğer, bu maç
Ukrayna takımı ile değil de Fenerbahçe veya Beşiktaş ile olsaydı,
Galatasaray tarihinin en kara gecesi olurdu. Karpaty'nin adamları biraz
daha maharetli olsa, UEFA Kupası Fatihi madaraya döner, Fenerbahçe'nin
Sigma Olomouc, Beşiktaş'ın Liverpool hezimetleri solda sıfır kalır
Altay'ın 1962-63'ten kalma 10-1'lik Roma rekoru bile geçilirdi.
Bu takımın ne
oynadığı belli değil. Hani düğünlerde hafif de alkolün etkisiyle Halay
çekilir ya, herkesin her tarafı farklı oynar... Öyle! Bir de kenara
adam çağırmışlar sanki kimya formülü gösteriyorlar...
Yolgeçen hanına
dönsün diye mi bu Ali Turan'ın 6 ay turşusu kuruldu, Kayseri'den alınıp
bekletildi; Beşiktaş'ın ıskartası Serdar Özkan'a ne demeli?! Arda
Turan'ın kankası ise gitsinler birlikte kumda plaj futbolu oynasınlar.
Hadi onları da geçtik, nedir o Hakan Balta'lar elimizde uzun ip
belimizdenin garip hareketi, sanki göğüs farkıyla yarışı kazanmak için
kendini öne atan
mecali kalmamış atlet...
Savunma
savunma değil teşrifat heyeti, üstelik karşındaki cılız
takımın tek silahının kontraatak olduğunu bilmene rağmen, yani biliyor
olman gerek, bunu maç öncesinde spiker öğrendiyse Rijkaard ve Neskens
çiftinin de öğrenmiş olması gerektiğini düşünmeliyiz.
Öyleyse neden adamlar neredeyse her kendi sahalarında aldıkları topu
babalarının Ali Sami Yen tarlasında sürer gibi bizim kaleye geldiler?
Bir pozisyonda kaleci(!) boşa çıktı, adamın düzgün vurmasını Arda Turan
engelledi ki maç boyu tek müsbet hareketi de buydu, herhalde o arada
bizim savunma elemanları çay kahve içmeye filan gitmişlerdi.
Harry Kewell iki tane top attı, Baros iki tane düzgün vuruş yaptı da
''Şerefli beraberlik'' elde ettik. Yoksa ne bir şey oynadık, ne de bir
şey yapmaya çabaladık.
Belgrad karşısında alınan 2-2 ve sonra deplasmanda bol gollü sıfır
futbollu galibiyet aldatıcı oldu, bu tur da böyle geçer ama bütün sezon
böyle geçmez.
Sonra ''Öyle bir geçer zaman ki, dediğim aynıyla
vâki'' hep
birlikte
''Fesüphanallah''ı söyleriz Erkin Baba'dan...
|