Bu
dizinin başından beri, olabildiğince anlaşılabilir ve çorba etmeden
yazacağımı beyân ettim, çünkü belki de 3-5 ciltlik bir
seri olabilecek, kısa sürede gayya kuyusuna dönüşebilecek,
biraz
da mistik hava katılabilecek, üzerine de popüler sos dökülebilecek bir
konuda şimdiye dek hiç söylenmeyeni söylüyorum ve gösterilmeyeni
gösteriyorum... Dolayısıyla, şimdiden yazıyorum gelecekteki
taklitlerimden sakınınız...
Üstelik, bir yandan bunu delili olarak bir
sürü ansiklopedi ve kitaba dair bilgiyi de zip'ler
gibi sunuyorum.
Sonuçta Apep-Aphosis'i bilen var, bilmeyen var yahut Nostradamus'u
ismen şöyle böyle bilen de, ezberleyen de mevcut. Dolayısıyla, iki
tarafa
da hitap ederek özetlemek durumundayım. Fakat takdir edersiniz ki
herşeyi de söylemiyorum, bazı şeyleri de saklıyorum.
Nostradamus'a geri dönelim; I.
Bölüm'de
neden yazdıklarının anlaşılamadığı, yanlış yorumlandığı ve çıkmadı işte
çıkmadı denildiğini izah etmiştim. Bu büyük adamın ''Çıkmayan''
kehânetlerinden biri göktaşıdır.
Kehanetlerinin bir çok yerinde Fransa, Yunan
Denizi hattına bir göktaşı çarpacağını ve bunun büyük yıkımlara, kaosa,
toplumsal çalkantıya ve savaşlara neden olacağından bahsetmekteydi.
Kabala'ya
dayalı ezoterik dili ve alegorileri nedeniyle tam da çözülemedi ama çok
''kullanıldı'' kitaplar yazıldı satıldı, 1999 olmadı 2004 denildi. Her
seferinde bilimadamları reddetti, NASA bu kadar büyük bir cismin
teleskoplarda görülmediğini açıkladı, sonuçta insanlar da dünyaya bir
şey çarpmadığı için kanıksayıp Nostradamus'un bir halt bilmediği
sonucuna vardı.
Halbuki, öyle değildi. Buradaki sihirli anahtar ''Kayıp Zamân''...
Nostradamus'un kuyrukluyıldızı ''Gerçek Zamân''a göre 2000'den sonra
gelir. 2000'den
önce İstanbul yıkılır büyük depremle. Nostradamus'un ''çıkmayan'' diğer
büyük kehâneti de bu bildiğiniz üzre... En baştan beri söylediğim gibi,
gerçekte 2000 yılı henüz gelmediği için bizim takvimlerimiz yanlış
olduğu için henüz ''çıkmadılar''. Çıkacaklar...
''Kayıp Zamân''
ve Vatikan'la alakalı olarak bir diğer delili de sunmak
gerek. Son
dönemlerde İncil'de yazılı olan Hz. İsa'nın doğumuyla gerçek doğumunun
yani takvimin sıfır noktasının tutmadığı
söylenmeye
başlandı. Bu, biraz da I.
Bölüm'de anlattığım gibi Apokrif
diye damgalanan ve
yokedilmesine karar verilen İnciller'in ortaya çıkmasından
kaynaklanıyor.
Tarihleme uymuyor; mevsim, sair olaylar, tutmuyor. Farzedin
ki ben size birisinden bahsediyorum ve onun doğdu yıl Ankara'dan amca
gelmişti, o kış o kadar soğuktu ki İstanbul Boğazı'na da
buzlar
inmişti hatta hiç unutmam diye bahsediyorum. İyi de bahsetttiğim adam
1970 doğumlu...
İncil sonradan yazıldı, İsa çarmıha
gerildi, gerilmedi tartışmalarına girmeyelim, çünkü konumuz değil. En
azından yaklaşık 4, bazılarına göre 6 sene kadar bir fark olduğunu
Hristiyan teologları da
dillendirmeye başladıysa da, Vatikan reddediyor doğal olarak.
Şimdi, gerçek tarih olarak 1993-1995'e döndük demektir.
Bu tahmini 4-6 yılı da koyuyoruz çünkü, kendisinden sonra
takvim sistemi değişen ve
''Kayıp Zamân'' oluşan Nostradamus'un bu 4-6 yılı bilip bilmediğine
dair
bilgimiz yok.
Muhtemelen biliyordu, muhtemelen Vatikan'ın
kendisinin de içinde olduğunu sandığı bir gecede şüpheli bir yangın
çıkmasını sağladığı kütüphanesinde Apokrif metinler mevcuttu. Helezon
şeklinde çok katlı bir labirent olduğu söylenen bu kütüphanesi, aynı
zamanda hekim ve eczacı olduğu için bir laboratuardı, Kabala'ya dayalı
simya
işlerini de yaptığı bir laboratuardı.
Ki vebâyı bitiren ''mucizeyi'' de burada imal etmişti.
Fakat
tabii ki, muallakta kalmamın nedeni şu ki, biz onun neyi ne kadar
bildiğini tam bilemiyoruz. Vatikan ise biliyor; ne boşuna ondan sonra
takvim sistemini değiştirdiler, ne de onu ölümünün üzerinden yıllar
geçtikten sonra Aforoz ettiler.
Yalnız, 3762'ye dek kehanette
bulunması ilginç bir noktadır. Hep aklımı kurcalayan da bu acaba oraya
kadarki tarihi mi biliyordu. Gelecekten haber veren bir adam mıydı,
yoksa geçmişe dönüp geleceği yazan biri mi? Neyse, biz bilimin
ışığından ayrılmayalım.
Açık olan şudur ki, ''Kuyruklu yıldız''
diye çevriliyor olsa da dünyaya çarpacak veya çarpacak kadar yaklaşacak
olan ''herneise'' dünyanın sonunu getirmiyor. Büyük felaketler, yıkım
ve kaos getiriyor. Nostradamus'un bu kuyrukluyıldızı kuyruklu başka bir
şey olabilir mi, bir şeyi simgeliyor olabilir mi?
Şimdi, IV.
Bölüm'de izah ettiğim Apep-Aphosis olayı
var. NASA, dünyayı karanlık çağa geri dönüreceğini 7. sonunu
getireceğini resmi raporlarına geçirdiği meteora bu adı verdi.
Acaba alegorik ve ezoterik diliyle Nostradamus, kuyruklu yıldız demiyor
da başka bir şey mi söylüyor. Simgesel bir şey mi?
Tekrar
mitolojiye dönelim ve biraz şaşıralım; Mısır mitolojisinde Apep,
yeraltında yaşayan bir yılan olarak simgelenir, Yunan mitolojisinde de
ve dünyayı karanlığa sürüklemeye çalışır... Hıristiyanlık
terminolojisindeki Şeytan'ın Oğlu, Lucifer gibi...
Hepsinin simgesi yılandır...
Nostradamus'dan kuyrukluyıldız diye çevirdiğimiz öyle yorumladığımız
aslında simgesel ''yılan'' mıdır?
Aklınızı ve konuyu karıştırmaya çalışmıyorum kesinlikle.
Sadece
gösteriyorum. Bizler çok ileri bir medeniyete sahibiz ve Sümerliler'de,
Babil'de gezegen dizilişinde varolan Neptün'ü teleskopla 1930'da
bulabildik ve bu adı verdik. Yani Roma'daki Deniz Tanrısı'nın ismi,
George, Harvey, Miki Mouse değil Neptün?! Sonra baktık hesaplar
tutmuyor, başka bir gezegen daha var 2006'da bu sefer Plüton'u cüceliğe
rütbe-i tenzil eyledik. Plüto, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasını
yönetir. Uydularına gelince Venedik'teki
gondolcunun adını vermiyoruz tabii ki. Nyx,
yeraltı dünyasına ruhları taşıyan kayıkçı Charon’un annesidir
ve
Fece Tanrıçası'dır. Hydra Pluto’nun krallığını
koruyan dokuz
başlı mitolojik yılanın adıdır.
II.
Bölüm'de
yazdığım gibi, ilk keşfettiğimiz 2003'ten bugüne dek sürekli hacmi
büyüyen bir ne idiğü belirsiz, gezegen mi desek, cüce mi desek, kırmızı
renkli bir uzay cismimiz var. Üstümüze üstümüze geliyor.
Şimdi,
NASA'ya tekrar bağlanalım...
NASA
ve Birleşmiş Milletler, Apep-Apophis'in 2029-2036'da
geleceğini söylüyor.
Bu, 1999'da sonra 2004'te beklenen ama gelmeyince ''bu
Nostradamus uyduruyor canım'' dedirten ''kuyrukluyıldızı''dır.
Bu,
Niburu-Marduk-Herneise gezegeninin çekim gücüyle Jupiter ile Mars
arasındaki Asteroit Kuşağı'ndan sürüklenip, merkez kaçıyla tepemize
çarpacak veya en uzak ihtimalle ay ile aramızdan geçecek olan dev
meteordur.
Maya Takvimi, III.
Bölüm'de aktardığım gibi
sağlam 1-2 sayfadan ibaret Dresden Codex'ine dayanan orijinalliği
tamamen şüpheli olan Paris Codex'ine dayanır; biraz astırıfistandır,
yani biraz post-modern bir uydurmadır. Belgelere dayanmaz, biz öyle
okuyoruz. Merida'da ''Şeytanı kökünü kazımak için'' Mayalar'ın
bütün kütüphanesi yakan Rahip Diego de Landa'nın elinden başka şeyler
kurtulabilse belki de 2012'de bitiyor denilen takvimin devamı olacaktı
elimizde.
Dolayısıyla, başlığımız 2012 ise de neden 2012'de birşey olmayacağını
ve aslında ne zaman ne olacağını anlatıyorum.
Niburu-Marduk
konusunda ''gezegen'' ve ''2012 beklentisi''nin gölgesinde kalan bir
gerçeği hatırlatmak gerekiyor. Sümerliler'in Niburu'su, Babil'de Tek
Tanrı'dır... Garip ama dikkate değer bir ''yükseliş''. Sümerliler'de
Tanrı Oğlu, Akatlar'ın Babil'inde İ.Ö. 2000'lerde
Hamurabi döneminde en önemli Tanrı olur; İ.Ö. 1600'lerde
Nabuchodonosor döneminde Tek Tanrı yapılır.
İsa'dan Önce 1600'ler aynı
zamanda dünyanın pekçok yerinde arkeolojik olarak ''Karanlık Çağ''
olarak da adlandırılıyor. Büyük depremlerin olduğunun kanıtlarından
biri bize çok yakındır, Minos'a da gitmeye gerek yok Kekova Batık
Şehir'e, Saklıkent'e bakınız görürsünüz.
Enteresan değil mi 1600+2001=3601... Marduk'un yörünge süresi.
Şimdi, gerçek tarihi ve Vatikan'ın sakladığı ''Kayıp Zamân''ı
göstermenin vakti geldi.
III.
Bölüm'de 4 kesime verdiğim cevapları saymazsak,
her fasılda hesabın bir parçasını gösterdim.
''Kayıp
Zamân''ın en az 10-12 yılın üzerinde olduğu kanaatine en başından beri
sahibim, araştırdıkça biraz daha fazla olabileceğini düşünmeye
başlamıştım.
Hesaplamalarımla da yaklaşık 12 yıl ile 16-17 yıl
arasında çıkıyordu. Şimdi, size enteresante bir ayrıntı vereceğim.
Nostradamus 2 Temmuz 1566'da ölüyor. Gregoryen Takvimi 16 yıl 91 gün
sonra 4
Ekim 1582'de geliyor.
Ben, hep gerileterek tuttum baz
aldığım da İstanbul Depremi'dir. 2000'den önce yıkılacaktır. Yani
2012'de bir
şey olmayacak, çünkü gerçek 2012 değil. Fakat 2028'den sonra bekleyin.
Tabii ki İstanbul'daki okurlarımız için üzgünüm. I. Bölüm'den
itibaren tarif ettim. Bilemiyorum, Prof. Dr. Naci Görür'e göre
depremin ayaksesleri duyulmaya başladı.
Ondan sonradır Nostradamus'un ''yılanı''nın gelişi.
Peki,
Vatikan neden Nostradamus'un ölümünden böyle bir oyun oynadı,
Nostradamus'u afaroz etti. Çetrefilli ama basit izahı gelecek
bölümde... Fakat ipucu vereyim Marduk'la çok alâkalı.
|