Sanal
alemin zararlı etkileri mevcut, biliyorum. Bunlardan, sadece küçük
yavrularımızı, ''mini mini birler''i değil koca koca insanları korumak
gerekiyor asıl... Dolayısıyla, böyle bir ara yazı istemezdim ama
affınıza mağruren, her ne kadar bir faydası olmadığını bilsem de
mecburum. Tabii ki, dizide yazdıklarımı temellendirmek açısından
yararlı olacaktır ama kimi mail sahiplerinin dimağ tıkanıklığına bir
rezervuar olur mu bilemem...
1-
''Neden Maya Takvimi ve Mayalar'dan çok Sümerler'e itibâr etmekteyim?
Mayalar'ı yok mu saymaktayım''cılara...
2-
''Vay! Nasıl Mu Uygarlığı'nın kanıtlarını inkâr, manevi şahsiyetine
hakarette bulunur, koca bir medeniyeti yok sayarsın''cılara... Ayrıca
bununla ilintili olarak ''2012'de dünya topluca huzura erecek, Altın
Çağ başlayacak''cılara..
3- Anti-Muazzez İlmiye Çığ'cılara...
4-
Sirius, UFO'culara...
Bu
diziye başlarken mümkün olduğunca hurafelere, efsanelere, sulandırılmış
popüler kültüre girmeden, konuyu anlaşılır biçimde yazmayı amaçladım.
Yoksa olayı dallandırıp budaklandırıp, laf kalabalığına sokup, yol
kaybettirip, 500 tane yalan-yanlış-eksik şey söyleyip, aslında tek bir
laf etmemiş olmak çok kolay. Örnekleri medyamızda mevcut...
MAYA'LANMIŞ...
Mail
atanlar haksız da sayılmaz aslında. Çünkü burası, ciddi bir haber
televizyonunun gece seansında Maya astrolojisine göre burç yorumu (!)
yapan vatandaşlara itibar edilen bir memleket.
*
Maya Takvimi sayfaları-
Dresden Codex
''Şu
gün şu saatte doğdum, acaba Mayalar'a göre burcum ne, geleceğim ne,
sevgiliminki de bilmem ne, aramızda tensel uyum olur mu, kaderlerimiz
n'olcak'' türü sorulara cevap verecek türden bir şeyler yazsam
Konumankeni.com'un kapıları kırılır, hit rekorları kırarız. Ama
maalesef bunları yapamayacağım. Öylesini istiyorsanız lütfen ciddi
haber televizyonlarını izlemeye devam ediniz.
Peki, bu
Mayalar'dan kalan yazılı belge var mı? Peki burç kitabı var mı? Hadi
var diyelim, peki Maya dilinde metin versek okuyabilecekler mi?
Değil
mi ki, yıllardır orijinal ''dili''ni, yani Arapça'yı bilmediği halde
''Ey ahali! Kur'an'ın şifrelerini çözdüm'' diye kanal kanal gezenler
var...
Garip ama gerçek: Adam Arapça bilmiyor. Eline
verdiğinizde okuması yok... Bu tamamen bir uzmanlık alanı, çok sayıda
uzman çok sayıda mealler var. Ama Arapça bilmeyen şifreleri çözüyor,
insanlar da dinliyor.
Ben
de pek çoklarından daha fazla Tevrat'tan, İncil'den konuşabilirim,
çünkü bilgim var, ama herşeyin de bir sınırı var. Kalkıp da Tevrat'ın
orijinal dilini, İbranice'yi değil ''kadim İbranice''yi bilmeden şifre
uydurabilir miyim?!
Aslında, Grekçe bilmeden Bizans Tarihi
bölümünden mevzun olan doçent, profesörlerin olduğu yerdeyiz, bu da
bıyık altından gülümsetecek başka bir mevzu...
Şimdi, gerçeklere bakalım, eldeki verilere...
Henüz,
Mayalar için Mısır uygarlığını aydınlatan ve hiyerogliflerin tam
çözümünü sağlayan; bununla da kalmayıp tarih bilgilerini toptan
değiştiren, etkileri Vatikan'a ve yazı
dizimizin birinci bölümünde bahsettiğim Apokrif
İnciller'e dek uzanan (BKZ:)
üzerinde Tevrat'tan bir parça üç dilde birden yazan Rosetta Taşı
gibi bir şifre çözücü bulunamamıştır ama olsun...
Gerçek
şu ki, tarihiyle yüzleşmeye ve özür dilemeye kalkışsalar; Meksika
sınırından başlayıp Brezilya'nın en uç sınırına kadar buldukları
herkesten el etek öperek, yerlerde sürünerek topluca özür dilemesi
gereken İspanyollar, Mayalar'a ait yazılı bütün belgeleri,
kütüphanelerini yakıp yoketmiştir.
Halen o topraklara
gittiğinizde, Mayalar'ın bütün kütüphanesini 1549'da girdiği Maya
ülkesinin kalbi Merida'da ''Şeytanı kökünü kazımak için'' yakan ve
insanları katleden
Rahip Diego de Landa'nın adı öcü ile eş anlamlıdır.
Yazılı taşların çoğunu da tahrip etmiş, okunmaz hale getirmiş. Adam ve
ardılları, bir uygarlığı yoketmiş!
Elde
kurtarılmış veya bulunmuş yarım yamalak dört tane metin ve kopya
kalmıştır ki, bunlardan üçü Dresden, Paris ve Madrid'de bulunur.
Meksika'daki dördüncü ve en geniş içerikli olanı ise saklı tutuluyor.
Hemen belirteyim ki internette bulacağınız, scan edilmiş diye sunulan
Meksika kopyalarına itibâr etmeyiniz.
Mayalar
üzerinde bir uğursuzluk olduğu kesin. Bu, yazılı belgelerin kaderine de
yansımış.
Dresden'deki
belgeler... Almanya'ya 1700'lerin ortasında getirilen bir kitabın bazı
sayfaları... Başına gelmeyen kalmamış. Belgelerin kaderine geçmeden burada linke tıklayarak
bakabileceğiniz bu sayfaları
da izâh etmek gerek. Parşömenden farklı ve dayanıksız bir kağıt. Muz ve
başka bitkilerden elde edilen hamurlarla yapıldığı ve yine bitki
boyalarının kullanıldığı, çift taraflı yazılmış, çok uzun ebatta
sayfalar. Üstelik sadece ''metin''ler yok, resimler de var.
Maya Takvimi fenomeni 1980'lerde ortaya çıktı. Fakat bugün halen
Mayalar'ın yazılı dilleri çözülemedi tam olarak.
Bir sürü lehçesi ve çeşitli dönemlerde farklı yazılışları mevcuttur.
20 tane olan Maya Günleri'ne verilen adların bir kısmı bugün de
şüpheli. Okunuşları ve mânâları tam bilinmiyor.
Basit
biçimde izâh etmek gerekirse Mısır Hiyeroglif dilinden daha karmaşık.
Benzer ya da aynı ''İşaret''ler birden çok mânâya gelebildiği gibi,
farklı bölgelerde ve giderek birbirlerinden izole halde kalan Maya
topluluklarında, dahası değişik yüzyıllarda farklı biçimde
kullanılmışlar ya da öyle olduğu arkeologlar ve dilbilimciler
tarafından tahmin edilmekte.
Ne
yazık ki, uğursuzluk Almanya'da da Dresden Belgeleri'ni takip etmiş ve
II. Dünya Savaşı sırasında bombardımanda büyük hasar almış, ıslanmış.
Zaten yakılarak yokedilmekten güç bela kurtulmuş, eksik ve bozukken
kalan çoğu da zarar görmüş, bir bölümü de tamamen yokolmuş. Daha sonra
bir kısmı tahminlere dayanarak onarılmış. O dönemde de daha dillerinin
çözülemediğini söylemek gerek.
Maya Takvimi diye üzerinde konuştuğumuz Venüs Döngüsü mevzunun dayanağı
da bu Dresden Belgeleri'dir.
Paris'teki
Codex-Sayfalar ise tamamen şüpheli. Uzun hikâye. İlk ortaya çıkışı
1830'lar. İtalyan bir ressama kopyası çıkarttırılıyor, sonra bunun da
baskı kalıbıyla kopyası yapılıyor. Agostino Aglio'nun olduğu söylenen
orijinal versiyonu kayıp, baskı kalıplarından bir kopyası Şikago'da
kütüphanede.
Paris'e, orijinal sayfanın başına gelene dönersek,
önce kayboluyor, bu arada bir Jose Perez isimli bir yayıncı 1859'da iki
sayfasının kopyasını yayınlıyor. Orijinalinin yıllar sonra tesadüfen
''çöp''te bulunduğu, üzerinde Perez'e ait karalamalar bulunduğu ve
gayet yıpranmış vaziyette olduğu söylenir, sonra tamir ediliyor. Maya
Takvimi'nin dayanaklarından biri Paris'teki müzede bulunan sayfalardır.
En
iyi durumda olduğu tahmin edilense Meksika'da bir mağarada bulunan ve
Meksika hükümeti tarafından bilinmeyen bir nedenle halka kapalı tutulan
Grolier Codex'tir. 11 küp içinde sayfalar olduğu söylenir,
tekrarlayayım internette dolaşan scan edildiği söylenlere itibâr
etmeyiniz.
Gelelim, yaşayan Mayalar konusuna... Ne yazık ki,
torunları yerel lehçeleri bölük pörçük korumuş olsa da yazılı bir
kültür geleneğini taşıyamamışlar.
MAYALAR VENÜS'TEN İNKALAR JÜPİTER'DEN
Zuzaylılar
ile ilgilenmiyorum; yani Mu, Hu, Şu, Bu Uygarlığı ve ''2012'de dünya
topluca huzura erecek Altın Çağ gelecek''çiler için üzgünüm.
Mayalar'ın
Venüs Döngüsü'nden hareketle yani Mars veya Jüpiter döngüleri de var
mı, bilmiyoruz mesela... Görünen, Dresden'dekinde bir Venüs Döngüsü
vehmediliyor.
Buradan hareketle ''Maya Uygarlığı Venüs'ten
gelmiştir, bunlar aslında Venüslü'' desem, araya da üç uyduruk katsam
daha çok alkış ve ''reyting'' alacağımı biliyorum.
11 Eylül'den
sonra uydurma Nostradamus Kehaneti'ne inananları bir yana bırakın,
bunun üzerine best-seller roman bile yazıldı. Halen bana mail atıp bu
uydurmayı kanıt gösterenler var!
Diyorum ya, Sanal alemin zararlı etkilerinden sadece küçük
yavrularımızı değil koca koca insanları korumak gerekiyor asıl...
GELELİM ''ANTİ-ÇIĞ'CILAR''A...
Bir
de Sümer karşıtları var. Son dönemde yaygınlaşan biçimde Muazzez İlmiye
Çığ'a karşıt oldukları için, yanlış çevirMİŞMİŞ, Sümerliler'de böyle
şeyler yokMUŞMUŞ diye propaganda yapanlar var.
Peki, kabul diyelim!
Samuel Noah Kramer, neden önsözlerinde Çığ'a teşekkür eder?
Buna cevaben de hemen Kramer, şöyleymiş böyleymiş diyecek bu
anti-Çığ'cılar.
Dünyanın bilimsel olarak kabul gören en büyük Sümeroloğu da tu kaka...
Çığ,
olmasa, Arkeoloji Müzesi'nde ilelebet karanlıkta kalacak yazıtlar
ortaya çıkmaz, tasnif edilmez, çözülmez, tercüme edilmez, bugün dünya
Sümer Uygarlığı'nı bu şekilde bilemez, üstelik Sümer Dili'ni de tam
olarak anlayamazdı.
Çığ'ın önemi şu kadar nettir: Çığ, Sümerliler'in Rosetta Taşı'dır...
Üstelik, bu sayede bütün dünyada Babil Uygarlığı da daha bir
aydınlanmıştır. Niburu ile Marduk gibi...
Dolayısıyla, Çığ'ı sevmediğin için Sümer'i reddetmek olmaz...
Neden? Çünkü!
SI-YIR-RİUS'ÇULARA
UFO var-yok girmeyeceğim, konumuz değil fakat Roswell Vak'ası'na
inananlardanım ama burada başka bir rant sözkonusu. Daha önce
yayınlamış olduğumuz ''Meksika'daki
garip yaratık ve garip bir açıklama'' haberi
yeterli cevabı teşkil edecektir...
Gelecek
bölümde NASA ve uzayın derinliklerinden gelen diğer işaretlerle devam
edeceğim. Kayıp Zamân, Obama, Vatikan ve daha fazlası...
|