Bu
bölümde gerçek ''Kayıp Zamân''... 2003'ten 2005'e birden bire büyüveren
gökcismi... Marduk-Niburu, Sümerliler, Nostradamus'un İstanbul depremi,
NASA'nın Apophis’ine yakınlaşma...
İlk
bölümde kabaca basit bir hesapla, gerçek tarihin en iyi olasılıkla
Mayıs 2005 civarı olması gerektiğini göstermiştim. Şimdi, diyorum ki:
En erken 1999 yılının bir yerlerindeyiz. Çok daha büyük bir sapma da
olabilir.
''Kayıp
Zamân'' çok daha fazla olabilir... Bunu, bize belki de NASA
söyleyecek...
Nostradamus'un
Yeni Milenyum'dan yani 2000'den hemen önce Konstantinapol'ün yani
İstanbul'un yıkılacağını yazdığını biliyoruz. Bunu 1999 depremiyle
karıştırmayın.
Nostradamus yanlış mı yazdı yoksa ''isabetsiz'' denilen Kehânetleri
aslında yanlış mı yorumlandı?
Mesela,
İkiz Kuleler'e atfedilen ama orijinal hâli farklı olan, internette
ilavelerle sulanan kehaneti belki de başka bir şeydi. Yakın zamânda
olan bambaşka bir şey...
İki kardeş yerle bir oluyor Tanrı'nın Şehri'nde ve Kral-Diktatör boyun
eğiyor...
Ben,
sizi New York'tan alıp Babil'e götüreyim, Dicle ile Fırat'ın
birleştiği yere Tanrı'nın Verdiği veya Tanrı Hediyesi şehrine yani
Bağdat'a...
Hitler-Barbarossa Hister... Acaba, diyorum, 924
dörtlükte, 3797 yılına kadar kehânetlerde bulunan bu adam, geleceği mi
yazdı, geçmişi mi?
Mesela, Hitler'in adını Hister diye
hatırlamış olabilir mi, yahut da kasten öyle yazmış... Gelecekte
Einstein'ın zaman makinasının yapılmış olduğunu yahut da Nostradamus'un
Lazarus adını verdiği zamânda yolculuk aletinin gerçek olduğunu
varsayınız...
Dönelim, İstanbul'a ve tarihe... Nostradamus'un
depremi, Uzak
Asya'daki depremler sonrasında olacak, Yunanistan'da da olacak. Malum, Güneş Tutulması'nın ardından
Kadim Korkular'ı doğrular nitelikte Asya, beşik
gibi ardı ardına sallandı.
Bu arada bir grup bilimadamı alarm verdi... Fay hatları birbirini
tetikliyor, Helen
Kırığı ve Kuzey Anadolu Fay Hattı'nda risk var
diye. Bu bizde pek büyük bir yankı bulmasa da, Nostradamus'un
kehânetini çağrıştırıyor haliyle.
Zamânlamasına
dair yapılan yorumlarda bu depremler durduktan sonraki sonbahar
deniliyor. Tabii sanmayın ki koskoca tektonik plakaların 1 günde
hareket ediyor. Birbirlerini tetiklemeleri uzun süre alıyor...
Dolayısıyla, böylesi bir ''tahmin''de bulunmak istemem ama
bu tarih-takvim için önemli bir nokta. 2011 sonbaharı gibi dersek bu
da Nostradamus'un Millenyum'unun en erken 2012 gibi başlayacağını ve
''Kayıp
Zamân''ın en az 12 yıl olduğu sonucuna varırız. Yani biz, şu anda
gerçek tarihte en iyi olasılıkla 1999'un bir yerlerindeyiz.
Dolayısıyla
da Maya
Takvimi'nin 2012'sinin en erken 2024 olduğunu söyleyebiliriz. Fakat,
ben ''Kayıp Zamân''ın bu kadar da olmadığını makasın daha açık olduğu
kanaatindeyim...
Yalnız,
burada 1980'lerde çözülmeye başlayan Maya Takvimi'nden önce
Sümerliler'e itibâr ediyorum.
Şehir Efsanesi, ilkel toplumların
anlayamadığı doğal olaylara kutsallık atfetmesi, mitoloji, masal, diye
bakar burun kıvırırız ama aslında pek çoğu öyle değildir.
Tıpkı Marduk-Niburu'nun öyle olmadığı gibi...
İşin sulandırılmış popüler kültüre tahvil edilmiş kısmını bir yana
bırakalım ve gerçeklere bakalım.
Öncelikle, nasıl oluyor da birbirinden çok uzak iki uygarlık aynı
''şehir efsanesi''ne ya da ''masal''a inanabiliyor...
Sümerler,
astroloji ve matematikte çok ileri seviyedeydi ve bugün teleskoplarla
yaptığımız pekçok hesap ya da keşfi yapmışlardı. Nasıl yapmışlardı,
''Mu Uygarlığı'' gibi şeylere girmeyeceğim. Ben, çözümü dünyada
arıyorum. Nasıl piramitler halen tesis edilemiyorsa öyledir diyelim ve
geçelim. Bilim dünyasının Kliterus, G Noktası tartışmalarını ve
Hintliler'in bunları yüzyıllar önce Kamasutra ile güzelleme hâline
getirdiğini de unutalım.
Sümerliler'e göre güneş sisteminde 12
gezegen var. Güneş ve Ay'ı da sayıyorlar (Bize çevirirsek, Plüton'un
gezegen olduğu sisteme çevirirsek 11 eder demek 1 fazla vardı)...
Bunlardan
bir tanesinin yörüngesi o kadar ekliptik ve büyük ki güneş etrafında
turu inanılmaz uzun sürüyor, 3660-3661
yıl
ve neredeyse bugün dış-uzay dediğimiz
bölgeye kadar taşıyor. Kütlesi de devasa boyutta. Kızıl renkli,
yörüngesi gereği gelişi farkedilemiyor, muhtemelen Ceres'in bulunduğu
astreoid kuşağını yararak güney kutbu tarafından aşağıdan yukarıya
doğru çıkarak geliyor. Yani Mars ile Jupiter arasından çok hızlı
geliyor, yörüngesi dünyaya göre aşağıdan yukarıya doğru eğimli
keserek bir hat yapıyor ve dünyanın çok yakınından
geçiyor.
Şimdi, Sümerliler'i boşverelim, onlar uyduruyor, biz bilimsel
davranalım ve NASA'ya kulak verelim...
Uluslararası
Gökbilim Birliği, Güneş Sistemi'nde 24 Ağustos 2006'da değişiklik yaptı
ve Plüton'u gezegenlikten rütbe-i tenzille Cüce'liğe indiriverdi. Peki
neden?..
Filmi
geriye saralım... 2004 ve 2005'te üstüste iki ''Gökcismi'' keşfedildiği
açıklanmıştı. Bunların Güneş Sistemi’nin Kuiper Kuşağı denilen dış
kısmında olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bunlardan ilki çapı 1.700
km’lik Eskimo mitolojisinde Deniz Tanrısı'nın adı
verilen Sedna
idi. İkincisi ve asıl mühim olanı ise ilk başta tam görülemeyen sonra
giderek teleskoplarda ''büyümeye başlayan'' önce Plüton'dan daha küçük
denilen sonra Plüton kadar ve en sonunda da Plüton'dan daha büyük hale
geliveren (Bkz:)
2003 UB313 ya da İspanyol rasathânesinin verdiği adla 2003 EL61, ABD
rasathânesinin verdiği adla K40506A...
Anlaşılabileceği
gibi ilk görünüşü 2003 ve ''Plüton'dan küçük''; sene 2005 ''Plüton'dan
büyük''... İki senede büyüverdi bu gökcismi... Her nasılsa... Yörüngesi
ekliptik ve eğik, yani bize göre aşağıdan yukarıya doğru geliyor...
Güneş etrafındaki dönüşü içinse tahmini 560 yıl deniliyordu. Sonra
buna Savaş
Tanrısı Ares'in Kızkardeşi'nın
yani Yunan Mitolojisi'ndeki Nifak Tanrıçası'nın
adı Eris
(*)
verildi... Plüton cüceliğe indirildi, bu da gezegen oluveremedi, bu da
2006'da Cüce ilan edildi. Fakat tartışma ve anlaşmazlık, karışıklık
devam ediyor halen tam da uygun bir isim oldu Eris... NASA
buna ilk başta Xena yani Zeyna adını vermişti. Biz,
buna Herneise Gezegeni diyelim...
Şimdi,
şöyle bir düşünelim acaba bu Eris-Xena-2003 BB313, Herneise, ne
derseniz deyin bunu güneş sistemimizin bizim bildiğimiz çemberinin de
dışına taşan yolunun 6'da birinde mi farkedebildik... Yaklaşık 560'ı
biraz esnetip 600 yapar 6 ile çarparsak 3600 eder, acaba Sümerliler...
Peki, bu Niburu-Marduk-Herneise-Eris-vs vs... Herneise
Gezegeni gelip de dünyayı yıkıyorsa Sümerliler nasıl sağ
kaldı?
Gelecek
bölümde, Nibiru-Marduk'un geldiğinin dünyadaki yakın
çevremizdeki maddi
kanıtları, NASA'nın kendini eleveren delili... Dünyanın 7. sonunda ne
olacak... ''Kayıp Zamân'' 24 yıldan daha fazla olabilir mi? Hepsi de
bilimsel kanıtlarıyla...
(*) Bu
halleriyle ne zaman düzeltirler bilemem ama sanırım editörlerimiz
Vikipedi'de Wikipedia'nın Türkçe edisyonunda
2. Bomba'yı yakaladı. Son günlerde çok tartışılan bir konu
Wikipedia'nın düştüğü durum, mâli sıkıntı, kullanıcı ve editör
azalması... Mart ayında Dünya
maddesindeki ''skandalı'' yakalamıştık... Bir de Eris maddesine bakmanızı yorumsuz olarak öneriyorum.
Screen-Shot'ını hâtıra olarak aldım. Ekip arkadaşlarıma da teşekkür
ediyorum...
|