(Yazıyı bitirip gönderdikten
hemen sonra keyifle
NBA
maçı seyrederken, elim haber geldi, Tunceli'de askerlerimiz şehit
düştü. Ruhları şâd, milletimizin başı sağolsun, ailelerine sabırlar
diliyorum, Allah rahmet eylesin... Biz, burada rahat rahat maç
seyrederken gençlerimiz yine şehit düşüyor. Türk Ordusu, operasyon
yaparsa canlı kalkan oluruz diyen milletvekilleri, onlara destek olan,
şakşaklayan güya demokratlar, güya aydınlar, medyada bitarafından
pkknın yayın organı gazete çıkartanlar oldukça vampirler daha çok kan
emer! Kimse bana empati demesin! Birileri yine çıkacak, bu saldırının
zamanlaması filan diyecek. Çok daha ağır yazarım bu
kansızlara!)
1 Mayıs... Çocukluğumun Kanlı 1
Mayıs'ı...
KonuMankeni.com'un testten normal yayına geçtiği 2009 1 Mayıs'ı ve bugün, gres yağı sürülmüş
bayrak direkli 1 Mayıs... Arada evilerimin önünde çatışmaların çıktığı
biber gazı soslular...
Bu sene, bir bahar havası var, polis-işçi kolkola meydanlara
havasındayız ama diğer yandan da Taksim Meydanı'nda bayrak direklerine
gres yağı sürülüyor ki, Grease filmindeki gibi değil, birisi tırmanıp
Türk Bayrağı'nı indirmeye,
yırtmaya kalkışmasın maksadıyla ''güvenlik önlemleri çerçevesinde''...
Kutlamalar resmiyet kazandı diye bir bahar, bir bahar ama televizyonda
yansıtıldığı gibi sokaktaki, hele de ara sokaklardaki
insanların havası pek öyle çiçek böcek değil.
Normalde erişkinliğe erdiğimden beri 1 Mayıs, benim için suya giriş
için hazırlıktır günüdür. Mayıs 1-2 dedin mi Tunç'u denize sokup
ıslatacaksın, kullanma kılavuzunda böyle yazıyor. Bu sefer hava güzel
ama ulaşım olanakları sınırlı, metro çalışmıyor, finiküler kapalı,
yollar öyle, Kabataş'a varıp Adalar'a gitmek, uçakla Seyşellere
gitmekten zor.
Evde kalacağız el mecbur...
Evde erzak, ıvır zıvır, patlatmak için mısır, içki stoğu tam...
Cuma akşamüstü etrafta hafiften yılbaşı veya bayram öncesi, daha önceki
dönemin nüfus sayımı var sokağa çıkış yassak günü hazırlıkları gibi
atmosfer vardı, herkes eve yığnak vaziyetinde. Dükkanlar kapalı
olabilir, dışarı çıkılamayabilir, tedbir alalım ruh hâli mevcuttu.
Öyle ki, uzakta olduğu için arada sırada gidebildiğim odun simiti ve
ekmeği fırını var, tarihi bir fırın, 3-4. kuşak, ekmeği simiti
oradan alayım, simiti ısıtırım sabaha kadar NBA maçı var, kahvaltıya
bağlarım dedim.
Kalktım gittim, önümde bir kadın yanında küçük çocuğu, kurabiye,
tuzlu kraker de alacaklar, biraz fazla öyle 3-4 kişilik aile alışverişi
değil, belli ki misafir gelecek.
İstediği bir çeşit kalmamış, tezgahtaki adam, ''ablacığım son bir parti
çıkacak, ben istersen sana hepsini taze çıkartayım eve'' dedi. Kadın da
''İyi olur valla, yarın yine herkes bize çıkar'' dedi, bu arada benim
garip garip baktığımı ve biraz da sıra beklemekten sıkıldığımı düşünmüş
olsa gerek, izahatte bulundu.
Meğer, fırının hemen üstünde en üst katta oturuyorlarmış, konu komşu da
onlara toplanıyormuş, bir kısmı da evi kapatıp gidiyormuş, Kurtuluş
civarı ara sokaktalar olay çıkacak, gaz bombası atılacak, cam çerçeve
kırılacak endişesiyle üst kata kaçıyorlar.
Ben de, sabah erkenden alsaydınız diyecek oldum; adam, yok biz
kapalıyız, açmayacağız diye lafı yarım bıraktı.
Canım, bu sene bir şey çıkmaz diye çiçek böcek atmosferi oluşturayım
dedim, adam dertli doğal olarak.
Yok, bunlar olay çıkartır, yine cam çerçeve indirir, sonra biz de
dükkanı korumak için sopayı kapıp dışarı çıkınca akşam haberlerine
''mahalleli durumdan vazife çıkarttı'' gösterici çocuk kovaladı diye
haber oluruz, eskiden kepenk bile yoktu, dükkanın kapısını kilitler
çıkardık, bunlar kapalı olsa da cam çerçeve indiriyor diye kepenk
yaptırdık, kovalıyorsun, aradan 3-5 gün geçiyor, sen kapadıktan sonra
gelip vitrini aşağıya indiriyorlar!
Adam, ana-haber jargonunu bile ezberlemiş:
''Mahalleli durumdan vazife çıkarttı!''
Adamın derdi camı çerçevesi, ekmeği, bir de solcu genç kovalayan faşist
durumuna düşüyor.
Bu arada kadın lafa fırtına gibi girdi, bir de gazeteci, televizyoncu
derdimiz var, gaz bombası atılmış, pencereden sızmasın diye havlu
tıkamışız, taşlar havada uçuşuyor, kapı çalınıyor, gaz maskeli,
fotoğraf makineli, kameralı biri ''Pencereden görüntü alabilir miyiz''
diyor!
Ben, nereden bileyim, gazeteci misin terörist misin, neden sana kapı
açayım!
Laf uzadı doğal olarak, sonunda ekmek hamurumu, 5 simiti, 2 ekmeği,
tuzluları doldurup eve döndüm, arada 1-2 yere daha uğradım yığnak
yaptım, tam teçhizat beklemeye başladım.
İşçi
Bayramı da, bu global kriz devam eder, Avrupa'da yeni bir deprem olursa
artan işsizlikle birlikte İşçi, işim var diye kutlama yapacak gelecek 1
Mayıs'larda...
Galatasaray'dan Hınç'Almacı yazarlık Çelik Özgörener, Adnan Öztürk,
Hıncal Uluç, Galatasaray'dan Hınç'Almacı yazarlık Çelik Özgörener,
Adnan Öztürk, Hıncal Uluç, Galatasaray'dan Hınç'Almacı yazarlık Çelik
Özgörener, Adnan Öztürk, Hıncal Uluç, Galatasaray'dan Hınç'Almacı
yazarlık Çelik Özgörener, Adnan Öztürk, Hıncal Uluç,
|