Benim
gibi garip adamlar için kendilerinden geçtikleri özel geceler vardır,
zevkin doruğuna çıkartan... Dolayısıyla
en muhteşem, en harika, en şaheser haftasonlarımdan birini geçirdim...
Tamam... Arada
yavan tadı veren Rijkaard imâlatı Galatasaray futbolu vardı
ama olsun... Bir de zap yaparken tesadüfen gördüğüm bu ülke neden
radikalleşiyor sorusunun cevaplarından biri olan küçük kız vardı...
İnternetten naklen
seyrettiği Kasparov-Karpov
satranç maçında bile futbol maçı
seyredercesine -aslında bir derbidir takdir edersiniz ki öyledir- her
hamlede hop oturup hop kalkan, Karpov'a tezahürat yapan benim için
hayatın durduğu gece Super Bowl'dur, ah tabii ki Nascar yarışlarını da
unutmamak gerek ama o koca bir sezon bu ise özel ve biricik bir gece...
Amerikalılar,
bu işleri gerçekten iyi biliyor. Yine Nascar'ın açılışı Daytona
Shootout ve Danica Patrick'in girişiyle bütün gözlerin
çevrildiği Nascar'ın 2. liginin Daytona 200'ünü Cumartesi gecesine,
SuperBowl'u da Pazar'a koyarak insanları mest ettiler.
Tabii ki, Türkiye'de yaşamak zor...
Memleket,
14 yaşında kız çocuklarının full
makyajla televizyonda
yarışma programlarına çıkıp ''Voulez-vous coucher avec moi?'' (*)
diye şarkı söylediği, güya ''yetenek sergilediği'' ve bu türden
programların reyting rekorları
kırdığı, alkışlandığı ama diğer yandan da ''Halk bunu istiyor diyen''
aklı evvellerin ülkenin sosyolojisine nasıl bir dinamit koyduklarının
görülemediği,
bu reyting canavarlarını gören mutaassıb insanların ''benim kızım da
böyle olmasın'' diye giderek daha da radikalleştiği garip bir yer
olduğu için, hiçbir
televizyon Nascar'ı doğru dürüst yayınlamak ya da Super Bowl'u vermekle
uğraşmaz.
(Araya
reklam sokup başıyla
sonuyla notlarıyla Super
Bowl'u 32 kısım tekmili birden benzeri Türkiye
sınırları içinde olmayan bir biçimde verdiğimiz için kesinlikle övünç
duyduğumu belirtmeliyim.)
2009'da NTV Nascar'ı hacamat etmişti, yarıştan 3
sonra özet vererek, ondan önce DSpor katletmişti, dünya standartlarında
yayıncılık yaptıklarından olsa gerek.
Bu
arada, siz de çocuk istismarına aman aman karşısınız değil mi?
Öylesinizdir!
Neyse...
Maç
öncesinde hazırlıkları yaptım, biralar buzluğa girdi, mısırlar patladı,
yiyecek stoku yapıldı... Bu büyük olay öncesinde dış uzaydaki
televizyon kanallarında hazırlıklar olur ya analiz programı, ya
magazinler, Super Bowl öncesi yapılan gösterilerden görüntüler,
takımların tanıtımı; ben de aslında Star Wars'u seyredip
sonra uydu ya bağlanacaktım ama bu I-II-III bizim devrimizin
Star
Wars'ları olmadığından bana yapay geliyor.
Star Wars reklam arasında
uyduda zap yaparken İtalyan kanalında muhteşem bir şey yakaladım. Bütün
Super Bowl'ların saha içinden molalardaki konuşmalarıyla, kenar yönetim
görüntüleriyle oyuncu konuşmalarıyla muhteşem bir belgesel. Maça
ısınmak için bulunmaz bir şeydi ve yapay Star Wars'u bırakıverdim doğal
olarak. İtalya'ya ışınlandım.
Maç saati geldiğindeyse geleneksel kanalıma geçtim; Alman DasErste...
Fakat bu Almanlar salak!
Hiç
dünya standartlarında yayından, televizyonculuktan anlamıyorlar,
şunlara bak her sene gidip orada stüdyolarından yayın yapıyorlar,
molalarda hemen yorumlar, taktik okumalar, sen kalk Almanya'dan oralara
git!
Ne gereği var, çıkart çocukları yetenek
diye sonra...
Voulez-vous coucher avec moi?
Tamam, herkes çocuk istismarına karşı değil mi?
Ne güzel, ne güzel... Sağdan sayın...
İtalya'da,
Almanya'da, Japonya'da bu tür yarışmaların benzerleri varsa beni
ilgilendirmiyor, her ülke
ve her ülkenin halkı bir değildir. Üstelik, bunların büyük bir
komplonun parçaları olduğuna inanıyorum.
Biz,
Super Bowl'a dönelim; yaklaşık 4 saat boyunca dış dünya ile bağlantımı
kesip tamamen maça verdim. Devre arasında The Who da bence süperdi.
''Underdog''
Saints kazandı ve beklenenden çok daha keyifli bir karşılaşma oldu.
Özellikle
de 2. yarısı. Maç öncesi nereyi açsam, bizim medya değil tabii ki dış
uzayda nereye baksam, iki
takımın da savunma ağırlıklı olduğundan
bu yılki kapışmanın kısır geçeceği endişesi vardı. Indianapolis
Colts'un Quarterback'i Peyton Manning, hani tek can simidi gibi
görülüyordu. İtiraf ediyorum benim için de öyleydi.
İlk devre
senaryo tuttu oynayan Colts'tu fakat 2. devre sihirli bir değnek
değmişcesine Drew Brees ve Saints harekete geçti ya da Brees sihirli
değneğini konuşturmaya başladı. Colts savunması da, Peyton Manning
yönetimindeki hücumu da karşı büyü yapılmışcasına tarifi zor bir halde
elden ayaktan düştü.
Aslında,
herşeyin en güzel özeti, Manning'in belki de hayatı boyunca yapmadığı
ve
asla yapmayacağı bir pas hatasıyla topu Saints'in Centerback'i Tracy
Porter'ın kucağına gönderdiği ve onun da Colts'un diğer adamları ne
olduğunu dahi anlayamadan 74 yardlık koşuyla touchdown'u yapmasıydı.
İnanın antrenmanda böyle bir koşu ve sayı yapamaz değil ki final
maçında.
Maç
sonrasında Twitter takip ekibimizin yakaladığı Lady
Gaga ile Perez Hilton'ın Tweet'lerini okuyunca güldüm.
Bence, devre
arası şovu için The
Who'nun seçimi de performansları da gayet iyiydi, şovun organizasyonunu
MTV'ye vermedikleri sürece bir abukluk olmaz. Mesela bu seneki
Grammy'lerde seyrederken Lance Armstrong'un Twitter'dan söylediği gibi
ben de ''Rock öldü mü?'' diye düşündüm, ödül alanların çoğunun müziğini
bilmiyorum, dinlemiyorum, şovlardan bir tek Beyonce'u bir de güzel
Fergie vesilesiyle bilek ayz piçis mıydı onları tanıyorum, 2
şarkılarını bilmem 1 buçuk parçadır.
Ah, evet, bir de Bon Bon Jovi vardı değil mi Grammy'de...
Rijkaard imalatı Galatasaray mı dediniz?
Gelecek
haftaki kötü futbolun bahanesi ne olacak diye merak ediyorum, bu hafta
elde forvet yoktu, gelecek hafta ne olmayabilir, düşün Frank, düşün!
(*) 18
yaşından küçük bir kız çocuğunun televizyonda bu şarkıyı söylemesi
bence uygun değildir. Kimse kusura bakmasın!
Disko
müzik tarihinin en muhteşem şarkılarından Lady Marmalade'ın nakarat
kısmıdır; Fransızca ''Bu gece benimle uyur musun...'' mânasına gelir
uyumadan önce ne yapılacağı imâ yoluyla sabittir, kaldı ki coucher'i yatar mısın diye de
çevirebilirsiniz
yani gel bana ninni söyle değil!..
Orijinali zenci kadın grubu LaBelle'nindir ki 1974'te bütün listeleri
alt-üst etmişti. Sonra çok sayıda cover'ı yapıldı. 2001'de
Christina Aguilera, Lil' Kim, Mýa ve Pink'in Moulin Rouge! filmi için
çektikleri klip de klipler tarihinin seksilik zirvesidir.
Şarkı 18'inden sonra söylenmelidir...
|