NBA'de Los Angeles Lakers,
Boston Celtics Finali başlamadan
önce ''Serinin
kaderini etkileyecek 10 şey ne? Ne olursa, hemen
televizyonu kapatıp
uçarak yatağa atlamanız ve bir daha asla uykusuz kalmaya kalkışmamanız
gerekir?'' diye yazmıştım, İlk
maçı Lakers 102-89
kazandı...

Kobe
ve Saz Arkadaşları'nın karşısında Boston
Kelt Yurttan Sesler Korosu, dut yemiş bülbüller gibiydi; Ra'Shit ve
KryptoNate detoneydi,
KG ise ağzını oynatıp şarkı söylermiş gibi yaptı.
*
İkinci Maç: Komedi Dans Üçlüsü
Hakemler
ise, hani
hatırlar mısınız, Zeki-Metin'in Devekuşu Kabare'sinin meşhur
skeçi vardır, sansürün en keskin olduğu dönemi ti'ye aldıkları
Yasaklar müzikalinin muhteşem skeçi, hoş müzikal değil sanki
Piskopos Malacchia'nın
kehânetleri, geleceği haber vermişler, yahut da
fasit
bir dairede yaşayıp duruyoruz, memleketin hâli sanki pek farklı
bugünlerde... Neyse memleket meselelerini bırakalım.
*
Google'ın KonuMankeni.com'a
sansürü
*
Tunç Özgörener'in diğer
yazıları
* Final
maç programı, play off serileri, skorerler, videolar
''Minik
minik kelebek, uç özgürce durmak ne demek durmak ne demek'' diye başlar
ve TRT sansürüyle '' Dur sakince uçmak ne demek''e dönüşür, çocuk
şarkısıyken ilahi gibi okunur...
Hakemler TRT'nin sansür kurulu denetçisi Boston Celtics de çocuk korosu
gibiydi.
Daha
1 dakika dolmadan Ron'un pankreasçı gibi kolunu sıkıştırıp
yere
serdiği Paul Pierce'in koltuğunun altına kafasını sokma
hareketine
karşılıklı teknik faül verildiğinde... Seyredeceğimiz Hollywood
filminin senaryosu anlaşıldı. Hani kötü macera
filmleri vardır ya
başından sonunu anlarsınız öyle... Yalnız, hakkını teslim etmek gerek
Ron, basketbolu bıraktıktan sonra ABD'de fanatikleri olan
Amerikan Güreşi veya panayır gösterilerine çıkabilir.
Dolayısıyla, maç öncesindeki ''NBA
Serisinin Kaderini Etkileyecek 10 Şey''in 3.
maddesine
tekrar bakmanızı ve Jack gibi bir Lakers fanatiği değilseniz,
kılavuzdaki yapılması gerekenlere uyumanızı tavsiye ederim. En fazla
meraktan 2. maça da bakabilirsiniz ama bence değişmez. Eğer, maçlar bu
şartlar altında oynanacaksa Kobe ve Saz Arkadaşları, kendileri çalar,
kendileri söyler, bütün dünya da seyreder.
Evet, 23 sayı 14 ribaunt ile Pau Gasol devreye girdi, Kobe bildiğiniz
gibiydi 30'unu attı, 7 ribaunt alıp 6 asist yaptı, Derek Fisher, Rajon
Rondo'ya finallerde oynamak üzerine uygulamalı ders verdi; Ron
Artest 15 sayı atıp Suns serisinin 5. maçında başlayan yükselişini
sürdürdü gibi şeyler
yazılabilir. Fakat bütün bunlar, Celtics'in kulağı çekildikten ve kendi
şarkılarını söyleyemeyecekleri kendilerine TRT sansürcüleri pardon
hakemlerce deklare edildikten sonra olan işler.
Peki...
Ben, kimi mi tutuyorum? 
Şu
yanılgının olmasını istemem Celtics'i tutmuyorum ve hatta ben
Celtics'ten nefret ederim; ben bunların Larry Bird-Kevin McHale-Robert
Parish'li versiyonlarını da sevmezdim. Galatasaray'da altyapıda
oynarken sevgili büyüğümüz, basketbol duayeni Yalçın Granit maç
videolarını taze taze
getirir, Hasnun Galip'teki salonda anlata anlata seyrettirirdi. Ünlü
seride bana
Show Times Lakers tabii ki sempatik gelirdi ama benim tuttuğum takım en
başından beri Philadelphia 76ers'dır. Sebebi de Dr J'dir...
''Up side God, Down side Doc''tır benim için... 
Mesela
''Sir'' Charles Barkley'in şampiyonluk yüzüğü takamadan emekli
olmasının tek nedeninin Dr J'severlerin laneti olduğuna inanırım. Dr
J, topu tam kapıp bomboş gidecekken uçarak atlayan ve
Dr J'e
takılıp düşmesine dolayısıyla da elenmelerine neden olan Çaylak
Barkley'i hiç
affetmeyenlerdenim...
O
günlerden
beri de Philly'yi tutmaya devam edip acı çekerim.
Dolayısıyla,
bu final
için söyleyeceğim tek şey ''İyi olan kazansın'' ama Normal Hakem
Koşulları altında... Yalnız şurası kesin dilini çıkartıp Michael
Jordan'ı taklit eden Kobe'yi de hiç sevmem.
Asıl
adı Glenn Rivers olan üniversitedeyken hep Dr J tişörtü giyip onu
taklit
ettiği için ''Doc'' lakabını alan ve bugün de adı yerine o lakabı
kullanılan Doc Rivers'a sempati duyduğum ise açık.
|
|