Barbaros Şansal Yamak
Bookmark and Share Nev-i şahsına münhasır biri, satirik, günümüzün bir fenomeni, post-modern dünyamızın bir kültü, çatal dilli, dilinin es'i yok, esti mi kavuruyor, kızgın demir gibi dağlıyor. Mesleği Terzi Yamağı... Eğitim gönüllüsü, üniversiteleri gezip konferanslar veriyor... Barbaros Şansal, Ustası Yıldırım Mayruk'la birlikte ''Moda Laborantı''... Yamak, son günlerde iki röportajı ve söyledikleriyle gündemde biz de bu iki ''mülakattan'' bir ''best of'' yaptık... Sorular mı onların linkini veriyoruz elbette ne sorulmuş da bu cevabı vermiş ya da bunu söylemiş diye bakabilirsiniz ama aslında, çoku kez soruların bir önemi yok. O zaten başka şey de sorulsa farketmeyecek söyleyecek. İnanmazsanız okuduktan sonra bakar ve görürsünüz...

En büyük kargaşalardan, en yalın çözümler doğar. W. Churchil. Atamızın yaptıkları karşısında telaffuz etmiştir sanırım. 

''Homomotikler, homofobiklere karşı derim en fazla. Merve Kavakçı kadar aykırı kalırım. Yamak yalan söylemez, karı satmaz, çalmaz, devlet ihalesi almaz, reklam filmi çevirmez, jüri üyesi olmaz, kamuoyu önünde sevişmez, yarışmaz. Anası genelevinde çalışabilir. Zaten bu gün siyaset, 'Benim anam senin ananı genelevinde görmüşten' ibaretdir.''

Aşk; ''Şems ve Mevlana'' bende gerisi palavra. 

''Eğitimle cahil bırakılan gençliğe elimde imkan varken bilgi kusmaya çalışıyorum ve üzerlerindeki ölü toprağını kaldırmayı hedefliyorum. Ulusallaşmada, uluslararası olma hadisesi çoktan başarıldı zaten Yıldırım Mayruk Moda Laboratuvarları'nda. Vitrin aydınlatmadan, sokağa poşet atmadan, kredi kartı kullanmadan üstelik.''


* Yamak'tan Elif Şafak'a
Elif Şafak Adalet Ağaoğlu Edebi Cat-Fight

''Gençler cinsel ve dinsel devrimin eksikliğinden muzdarip bence bütün mesele bu. Ben de gencim zaten yaş 52 daha ama iktidarlardan çok daha yaşlı elbette bu ülke.

''Ya karı sat, ya örgü ör, ya koca bul, ya da kumar oyna... İşte devletle, kayıkçı kavgasındaki medya. Hepsinin son kullanma tarihi geldi üzülmeyin.''

''Kıçını açmak serbest, başını örtemek yasak, Moda Vakko’dur'' konuşulacak konu yoktur. İslam’ın başını bu ülkede Yahudi örter. 5 meslek yasası işte...

''Ben makas kullanmam verevden yırtarım... Evet dalga geçiyorum. Hem de hepsiyle çünkü öncelikle kendimle. Başkalarının ne düşündüğünden ziyade benim ne düşündüğüm önemlidir.

''Laik, demokratik, sosyal hukuk devleti içinde, özgür ve yaratacı nesiller geliştirmek artık amacım. Maalesef ülkemizin üniversiteleri lale açmış bir yerlerde. Hep kampüs, bina müteahhidler kazanmış. Eğitim yok içinde. Gençlere tecrübe bilgi ve ahlak anlatıyorum. Sonucu gördüm bile zaten. Binlerce gence bilgi aktarmaya başladık bile. Onlar kapanan yünlü dokumayı açacak ve bu yünlü albayrağı yeniden göklere gönderecek.''

Amacım adab-ı muaşeretden yana değil. Adabım edebimden yana...

Dikişte olmazsa olmaz kural söküktür elbette. Dike dike, söke söke gider işler. “Hayallerinizde kaybettiğiniz ya da bulmaya çalıştığınız kadını çizip, biçip nakte çevirmek” işte işimiz bu.

Purolarının boyu, cinsel uzuv boyundan uzundur bu ülkedeki bazı medya mensuplarının. Doğan, Doğuş ve Çalık Gurubu içinde haberlerimin yapılması yasak artık.

Dikiş rekonstüriktif,  metamorfozik bir halisünatif provokasyondur. Günde 3 - 4 saat uyur gibi yaparım işte. Düş kurmadan düşünce sağlıklı olmuyor ki. Rüyalar palavra. Demirel’in ''Marka mala denir'' lafının enkazı işte 100 milyonluk bu ülke.

S: - Elif Şafak okur musunuz? Tarzını nasıl buluyorsunuz?
C: - Kim o? Bir başka Orhan Pamuk mu yoksa?

- Aşk, size çağrıştırdığı kelime? Aşk, size çağrıştırdığı renk? Aşk, size çağrıştırdığı tını? Aşk, size çağrıştırdığı kumaş cinsi?

Bakınız 1: KontraHaber.com

Öncelikle eğitim sağlık ve güvenlik ücretsiz olması gerekirken bu ülkede en pahalı sektörler haline gelmiş. Çocuklar eğitmsiz. Belediye başkanlarımız kaldırım yapıyor, lale ekiyor, bina dikiyor, bilgisayar alıyor ama içine bir şey koymuyor; hepsi bomboş. Bu beni çok üzdüğü için okul okul şehir şehir gezerek çocuklarla konuşuyorum.

Ben mesela artık bakmıyorum görüyorum, duymuyorum anlıyorum, koklamıyorum nefsediyorum, yemiyorum tat alıyorum, dokunmuyorum hissediyorum.

Bir şeyi deklare etmekle o olunur sanıyoruz. Ben marangozum diyor adam; portakal sandığı çakıyor; ama birçok sarayda eserleri bulunan Balyan Kardeşler de marangoz. Bu kavram kargaşası içinde ben biraz sıyrıldım, biraz da sıyırdım galiba.

Ben Alzheimer Vakfı'nın Türkiye Gönüllü sözcüsüyüm. Dünya 2015 Afrika Projesi'nin beyin takımında çalışıyorum. Sivil toplum örgütleriyle entegrasyonum fazla ve bazı eşcinsel örgütleriyle çalışmalarım da var. Ben talep ediyorum. Öyle oturup bekleyemem ki, ben Siren Ertan değilim. Sadece basit bir terzi yamağıyım.

S: Bu "terzi yamağı" tanımında hafif bir ironi var sanırım...
C: Ben sıradan olmanın bir meziyet olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ayrıca siz kendinizle dalga geçmezseniz hayat sizinle dalga geçer. Ben buna asla izin vermem.

Sivri zannediyorlar dilimi ama aslında çatallı ve biraz acıtıyor batınca. Dilime vahşi kısrak muamelesi yapabiliyorum. Düşündüğüm dilde sevişip düşmanımın dilinde savaşabiliyorum. Bu da beni diğerlerinden farklı bir kulvara koyuyor. Bir başkası olmaya çalışmıyorum.

Bu meslek Tevrat'taki 5 meslek ilkesinin siyonizme endekslenmesiyle kaybedilen mesleklerden biri. Şöyle bir şey vardır; terziler isterlerse insanları çıplak bırakabilirler; bakkallar aç bırakabilirler; doktorlar ölüme terk edebilirler; avukatlar hapse attırabilirler; imamlar, papazlar ya da hahamlar da mürit yapabilirler. İşte bu 5 meslek yasasındaki mesleklerden birini, siyonizm istemese bile ben ele geçirmiş vaziyetteyim.

Ben dönmedim, dönmeyi de düşünmüyorum. Onlar Alsancak'ta gece otostopa çıkıyorlar. Benim durumum "dönememe" olsa gerek.

Mayruk bir duayen, ustam... O gitti bu iş bitti. O içinde lezzetli pişmaniye olan bir kutu. Bense kadife, tafta kurdeleli süslü bir kutuyum. Yani ben ambalajım, stratejiyim; ama o bir usta.

Renklerin tadı var, kokusu var. Benim yaptığım aslında öğretmenin simit satması. Mahsurlu bir kimlik olarak görüldüğüm için, öğretim vermeme izin verilmiyor. Devlet üniversitelerinde konuşmaya gittiğimde polis kameraları da gelip kayıt ediyor. Ama benim yaptığım sadece uğruna soyunmak için giyineceğim insanları hayal etmek; o kadar. Bunu da naif ve ütüsüz kimliğimle yapmak zorundayım. Çünkü erotizmle müstehcenlik arasında saç kılından ince bir çizgi var. Bunun ayarını tuturmayı başarırsanız hayatınıza giren insanlar da ömürlük olurlar. Ama günümüzde bir görsellik merakıdır gidiyor. Şehir plancılığında bile bunun etkisi var.

En iyi işletim sistemini, en iyi bilgisayarı alabilirsiniz. Ama içine bilgi koymazsanız ya fal bakarsınız ya da sohbet edersiniz. Artık  herkes bir başkası olmaya çalışıyor bu coğrafyada ve bu beni çok rahatsız ediyor. Ortada orijinal varken taklit olmaktan öteye gidemezsiniz ki önce bir kendiniz olun.

Biz Yıldırım Mayruk Moda Laboratuvarı olarak yeni kurduğumuz Yamak strateji markamızla yol alıyoruz. Bu markayı dünya tanıdı, ama Türkiye daha yeni tanıyor ama bir yandan da bu hoşumuza gidiyor. Milli olmadan milletlerarası olmak çok zevkli bir şey.

Tarım hayvancılık imha edildi, yünlü dokuma kapatıldı. Bayrak kanununa göre pamuklu olması gereken Türk bayrağı kumaşlarını dokuyacak fabrikamız kalmadığından bayrağımızı bile ithal eder olduk. Nereye gidiyor bu coğrafya? İşte çocuklara bunları anlatıyorum; yoksa taklit olmaktan öteye gidemeyiz.

Bakınız-2: Yeni Asır