O Şimdi
bir Musketeer
Roger
Federer artık bir ''Silahşör''... Tenis dünyasının üç büyük kıtasında
hakimiyetini ilan ilan etmişti. Bir tek
yer vardı onun eline geçmeyen:
Paris'in toprakları...
Hiç kazanamaz denilen Roland Garros'u da aldı
ve Kariyer Grand Slam'i yaparken Pete Sampras'ı geçmesine 1
adımı
kaldı.
Roland
Garros'ta Üç finalde
Nadal'a yenilip kaybetmişti, bu kez
karşısında o yoktu, kaderin bir cilvesiyle Nadal'ı eleyen İsveçli Robin
Söderling
vardı. İkili bundan önce 9 defa karşılaşmış ve hepsini de Federer
kazanmıştı. Federer, hayatının fırsatını kullandı ve
beklenenden
çok daha kolay kazandı.Psikolojik olarak buraya hazır olmayan
Söderling'i bitirdi. İlk seti 6-1 aldı; ikinci set tie-break'e kaldı ve
Federer şans tanımadan 4 ace atıp 7-1'lik tie-break ile 2-0 yaptı.
Üçüncü set başında Söderling'in servisini kıran Federer, bu avantajını
koruyup hafif çiseleyen yağmur altında
6-4'lük setle 3-0 kazanıp devrinin
henüz bitmediğini kanıtladı.
14. Grand Slam'ini kazanan Federer, en
sonunda Musketeer Kupası'nı da aldı ve 5 Wimbledon, 5 ABD Açık ve 3
Avustralya Açık'tan sonra Kariyer Grand Slam'ini yapmayı başardı.
Dahası
Pete Sampras'ın rekorunu geçti. ABD'li 31 yaş 27 günlükken 14. Grand
Slam'ini kazanıp rekor kırmıştı. Federer ise bunu 27 yaş 303 günde
yapmayı başardı.
Bu
arada ilginç bir not verelim. Yapılan röportajda ortaya çıktı ki
Federer, Roland Garros'da erkeklere verilen kupanın resmi adının Musketeer-Silahşör
olduğunu bilmiyordu...
Kupayı Federer'e bir başka efsane şampiyon Andre Agassi verdi. Federer'e
kadar Kariyer Grand Slam'i yapmayı başaran en son raket Andre
Agassi'ydi ve ABD'li de bütün diğer Slam'leri aldıktan sonra en son
Paris'te dramatik bir
maçla kazanmayı başarmıştı.
2000'den
sonra ülkesi adına ilk kez finale gelen, 1988'de kupayı
alan Mats Wilander'den sonra ilk İsveçli olmanın peşindeki Söderling,
Coach'u Magnus Norman'ın kaderini paylaştı... İsveç'in Roland Garros'da
finale çıkan son raketi Norman'dı. 2000'de ATP'nin 2 numarası Paris'e
gelmiş ve Brezilyalı Gustavo Kuerten'e finalde kötü bir oyun ve kritik
yerlerdeki basit hatalarıyla yenilmişti. Hiç Grand Slam kazanamadan
kariyerini sona erdiren Norman'ın hâlâ rüyalarında bu maçı kabus olarak
gördüğünü biliyoruz.
* 2009:
Yok
bu Kızkardeş olmayacak!
Federer,
Fransa'da 3 kez finale gelmişti 2006, 2007 ve 2008 ve hepsinde de
karşısında Rafael Nadal vardı. İspanyol hep kazandı, Federer gönüllerin
şampiyonu olarak ayrıldı. Bu yıl öncesinde özel olarak toprak çalışması
yaptı, bütün hedefi bu sefer Nadal'ı yenmekti fakat kaderin bir cilvesi
olsa gerek Nadal'ı yenebilen son 5 yılda ilk kez yenebilen adam
Söderling karşısına çıktı. Federer, Wimbledon'u 5 kez üstüste kazanıp
Björn Rune Borg'un rekorunu kırmak için 6 defa finale çıktığında geçen
sene Nadal'a çarpıp dağılmıştı. Kariyerinde 5 Wimbledon,
serisi halen devam eden 5 üstüste ABD Açık ve
3 Avustralya açık zaferi olan Federer, ilk Roland Garros zaferini
alırsa Kariyer Grand Slam'i yapan elitler arasına katıldı. Bunu en
son Andre Agassi yapmıştı ve ABD'li de en son Paris'te dramatik bir
maçla kazanmayı başarmıştı.
Federer ve Söderling, finale
gelene dek dramatik maçları geride bıraktılar. Söderlin yarıfinalde
Şilili Gonzalez karşısında 2-0 yaptı; ardından 2-2 oldu, son sette 4-1
geriye düşmüşken ayağa kalkıp 6-4 kazandı. Federer, Tommy Haas
karşısında 2-0 geriye düştü, maçı verecek konuma düşmüşken geri dönüp
3-2 kazandı. Yarıfinalde Del Potro karşısında da uçurumun kenarına
kadar gelip düşmekten kurtulup hayatta kaldı.
4
SİLAHŞÖRLER VE
GRAND SLAM
Paris'in toprak kortlarında
1891'de sadece Fransız erkekleri arasında başlayan turnuvada 6 sene
sonra kadınlar da korta çıkmış; 1925'te Fransız Federasyonu, yabancı
tenişçilerin en iyilerini davet etmeye başlayınca turnuva uluslararası
olmuş. 1927'de ''4 Şilahşörler - French Musketeers'' denilen Jacques
''Toto'' Brugnon, Jean
Borotra, Henri Cochet ve Rene Lacoste'un Davis Cup'ı kazanması
turnuvanın dönüm noktası olmuş, ertesi yıl ABD ile rövanşı yapılacağı
için ''Silahşörlerin bir stada ihtiyaçı'' var denilerek tribünlü 3
büyük kort yapılıyor ve buraya Roland Garros'nun adı veriliyor. 1918'de
ölen Roland Garros'nun asıl ünü ve tarihi tenisten ziyade gökyüzünde
aslında, havacılığın öncülerinden Garros, 1913'te Akdeniz'i uçakla
geçen ilk kişi.
1877'de başlayan Wimbledon, 1881'de New Port'ta başlayan ABD
ve 1905'te başlayan Avustralya tenisin 4 tarihi turnuvasıydı; Grand
Slam deyimi ise bir gazeteciye ait 1933'te Avustralyalı Jack Crowford,
Avustralya Uluslararası, Roland Garros ve Wimbledon'u kazanıp ABD
Uluslararası'na geldiğinde New York Times yazarı John
Kieran, Crawford için ''Briçteki gibi Grand Slam yapacak'' diye
yazıyor, Avustralyalı ABD'de finalde ünlü İngiliz Fred Perry'ye
yeniliyor ve Grand Slam yapamıyor ama aynı yıl içine 4 büyük turnuvayı
kazanmak manasında deyim kalıyor. Briçte 13 elin tamamını almaya Grand
Slam deniliyor.
Tenis tarihinde çok az sayıda raket aynı yıl içinde 4 farklı zeminde
oynanan bu 4 büyük turnuvayı kazanabildi ve sadece tek bir isim bunu 2
defa başarabildi. Donald Budge (1938), Rod Laver
(1962 ile 1969); Kadınlarda Margaret Court (1970), Maureen
Connolly (1953) ve Steffi Graf (1988)...
Federer öncesinde kariyer Grand Slam'i yapan yani tenis hayatı botunca
farklı yıllarda
olsa da bunu başaran son raket ise Andre Agassi'diydi. Wimbledon ile
Roland Garros'yu kazanışı arasında 7 yıl vardı
* 2009'un Spor Ödülleriı
* Bu kesin Marslı
(video)
* Bolt insan mı?!
(video)
* Bolt ve doping korkusu
* Gay'den 200
rekor (Video)
|
|